Ayasofya Camii

25 Eyl 2013

Yılanlar ormana akın etti, vatandaş piknik yapamıyor!

Yazan: AFŞİN SELİM

Günlerden Pazar. Her zaman ki gibi mi? Hayır. Diğer günlere nazaran daha dingin ve daha sıcak. Değişen bir şey yok, piknik pozisyonu almaktan başka… Dağlara savruluş. İhtiyaç: Boşaltımı gerçekleşmiş bir Pazar sessizliği… Hakkıdır, ne yapsın vatandaş. Hazlı ve hızlı bir türkyorum - afşin selim yılanlar ormana akın ettihafta içi sonrası nükseden bir günün tadı çıkartılmalı. Behemehâl… Fakat gerçekleştirmeyi planladıklarımıza rağmen hesapta olmayan bir plan arzı endam edebilmekte. Plan üstü plan! Kırılganlığımızın müsebbibi yanılgılarımızdır. Hazırlıklı olmalı; hayat kötü sürprizler açısından pek münasip. Nasıl mı? Ormanda görülen bir yılanın ortalığı karıştırması gibi… Modern zaman, ormanda görülen bir yılanın ortalığı karıştırmasından ibaret. Halbuki orman, ortalık yer olarak kabullenilmemeli. Ormandaki bir yılan, ortalığı karıştıramaz. Yalandır. Kafka’dan ilhamla: Yılanın biri, vatandaş aramaya çıktı! Yüreğine indi vatandaşın…

Farzımuhal, ortalık karışıyor. Doğal olarak mı? Yüzde yüz doğal, evet. Katkısız. Karışıklıktan mütevellit, polis ve itfaiye vazife başına çağrılıyor. Kimi çağıracağını bilmek, mesut ve bahtiyar kılıyor olmalı? Endişeye mahal var. Polis ve itfaiye, duyarlı vatandaşlar tarafından uyarılıyor. Biraz da, demedi demesinler hesabıyla… Eh, ensesi kalın olmayagörsün vatandaşın; kendi işini kendi yapacak. Herşeyi devletten beklememeli. Polisin ve itfaiyenin çağrılmış olması, hadiseye müdahale edilmeyeceği anlamına gelmemeli. Gecikmişlik, adrenalin arttırıcı. Ormanda, orman kanunları geçerli. Şehirli, yabancısı sayılmaz. Fakat panik de olmasa…

Yılan da yılanmış ha!

“Piknik yapan bir aile iki metrelik bir yılanla karşılaşınca paniğe kapıldı.” Alınan bilgiye göre… Hangi bilgi? Bilginin gerekçelendirilmiş zan olduğu hususunu bilgilerinize sunarım. Mesele şu ki; objektif ve tarafsız haberciliğin, yılanın boyunu tastamam tutturamadığı görülmekte… Hangi objektif, hangi taraf? En azından yaklaşık bir karara varılabilirdi. İtfaiye ve polisi alarma geçiren yılan, objektif ve tarafsız haberciliği de alarma geçirmiş olmalı ki, yılanın boyu teferruattan sayılmış; veyl olsun… Sürüngen sınıfına mensup bir yılanın, yürüngen sınıfından bir vatandaşı, önce korkutması, sonra da kaçması, haber değeri taşıdığının delili değil mi? Korkut ama gösterme…

Böylesi dingin bir gün, sabotaja uğruyor. Bir meşenin gölgesi, yeterliyken herkes için… Bölgeye intikal eden polis ve itfaiye, bölge ahalisine, yılanın nerede olduğu soruyor.  “Şurada” diyorlar, “Fazla uzaklaşmış olamaz.” Ormanda neşe içinde piknik yapıp, meşe ağacının kovuğuna saklanan yılanın peşine, polisi ve itfaiyeyi takmak, mazlumken zalimleşme bahsine örnek teşkil edecek nitelikte… Ormanda yılanın işi ne?

Hadiseye kayıtsız kalmayan kaygılı vatandaşlar tarafından kovalanan yılanın, bir ağaç kovuğuna girdiği tespit ediliyor: “İhbar üzerine ormanlık alana gelen itfaiye ve polis ekipleri uzun süre yılanı aradı, ağaç diplerinin kazılmasına rağmen kaçan yılanın bulunamaması üzerine ekipler bölgeyi terk etti.” Uğurlar olsun.

İtfaiyenin ve polisin bölgeyi terk etmesiyle, ayrıca, “Nerede bu devlet” serzenişi işitiliyor. Muhatabını piknikçi mertebesine indirgeyen bir devletin varoluş gerekçesi sorgulanmalı ki, hadisenin künhüne vakıf olabilsin ilgilisi…

Söz konusu vatandaşların, öz itibariyle, kayıtsız kalmayan kaygılı olmaları, duruma tepki göstermelerini mümkünleştiriyor da. Keşke herkes onlar gibi olabilse… Kim bilir, memleketin çehresi, nasıl da değişir. Polisin güvenlik şeridi, vatandaş adlı varlığı tatmin etmiyor demek ki: “Yılan, ağacın kovuğuna girip, saklanırken, bazıları da, ellerinde balta ve kazmalarla ağacı kesmeye başladı, yılanı yerinden çıkarmak için ağacın kovuk girişine ateş yakanlar, ellerindeki sopaları ağaç kovuklarına sokarak, yılanı dışarı çıkarmaya çalıştı.” Niyetlerine erişebiliyorlar mı, başarılı olabiliyorlar mı? Kanlı bir Pazar pikniğine teşebbüs… Şehirliği tam teçhizatlı gelmiş bulunmakta ormana: Balta, kazma, sopa.

O esnada, bölgede bulunan diğer piknikçilerin, ağacı kesmeye kalkışanlara ve çevresinde ateş yakanlara tepki gösterdikleri görülüyor. Polis ve itfaiye, tekrar, vazife başına çağrılıyor. Güvenlik şeridi, eli baltalı, kazmalı ve sopalı piknikçileri ancak böyle durdurabiliyor. National Geographic vahşi yaşam belgeselinin içinden sesleniyor kameramanınız…

Bilhassa güvenlik şeridinin çekilmesi, hadisenin ciddiyetini idrak açısından mühim bir gelişme. “Polisin güvenlik şeridi çekerek önlem aldığı bölgede, itfaiye ekipleri, uzun süren uğraşlar sonucunda, yılana ulaşamadı.”

İtfaiye mi? İtfaiye ekibi de, vatandaşların kullandığı yöntem gibi, yılanı yerinden çıkarabilmek için ağaç kovuğunun dibine ateş yakıyor. Genel olarak hayvanatların ateş fobisi olduğunu düşünürsek, zekice bir girişim… Bölgeye polis ve itfaiyeden ziyade, tepki ekiplerinin de geldiğine inanılıyor artık. Kim kime tepkili?

Bir yılan, karışıklık bırakıyor ardından…

Diğer piknikçilerin tepkisi üzerine ateşi söndüren itfaiye ekipleri, ellerindeki demir makaslarla, yılanın girdiği kovuk içinde arama yapmayı durduruyor. Kim bu diğer piknikçiler? Kayboluyorlar oracıktan… Demir makaslar da nereden çıktı?

Ekipler, yılanı, tüm aramalara rağmen bulunamayınca, piknikçiler olay yerinden ayrılıyor. Hem, ne diye, yılan için orman yakılsın? İlgili Bölge Müdürlüğü, hadiseyi işitiyor; yaşanan karışıklığı ve kargaşayı… Durumdan vazife çıkartılıyor yani. Cevap gecikmiyor: “Orası orman, yılan da ormanda yaşar, o değil, siz oradan çıkın!”

Hep birlikte ayrılıyoruz ormandan. Soğuk ve sinsi yılanımızın üzerine kusarak…

*İzdiham dergisinin 10.sayısında yayımlanmıştır.

Geçmiş Yazılar

Comments are closed.