Ayasofya Camii

22 Tem 2016

Ülkücünün Meselesi

Yazan: EDİTÖR

türkyorum ülkücünün meselesi

Adamlığın gereğini az söz-çok hâl ile yerine getirmeyi ve aleme nizam vermeyi kendine “mesele” edinen, “Büyük ve Müebbet Ülke” aşkıyla yanan “içi alev alev Türk, dışı pırıl pırıl Müslüman” bir dostu; Hüseyin Raşit Yılmaz’ı düşünmeyi “mesele” edindim bu sefer…

“Mesele” kelimesini en çok O’ndan duymuşumdur.  Dünya dolusu derdi olduğunu düşündüğüm olmuştur ama ne gâm…

Bir yurt akşamında Hasan Sağındık ezgileriyle gönlümde yer ettiğinde hiç tanımıyordum kendisini ve kaseti ödünç istediğimde pekte sıcak bulmamıştım. Hiçbir ideolojiden haberi olmayan, okulunu okuyup etliye sütlüye karışmadan evine dönmesi gereken bir memur çocuğu olarak o kaseti iki hafta boyunca defalarca dinlediğimde anladım ki bir “mesele” vardı.

Etrafa sordum kim olduğunu neden çekindiğimi bilmeden ve “Ülkücü” dediler biraz titrekçe, çokça da burun kıvırarak. Yetmez dedim, “mesele”sini öğrenmem gerekiyordu…

Duygularını çok belli etmezdi, aleyhinde kullanılacağını düşünüyordu sanki. İlk temasta soğukluk hissi veren, iki kelam ettiğinizde kendinden emin konuşmasıyla güven telkin eden bir yapısı vardı.

Ülkücülüğü yaşıyordu, yaşamak isteyenlere laf kalabalığıyla anlatmak yerine. Söze her seferinde ciddiyetle başlardı, bu işin şakaya gelmez bir “mesele” olduğunu ispat etmek istercesine.

Türk dünyasının herhangi bir ferdi O’nun için, yeryüzündeki en büyük nimetlerden biriydi ve O “Herşey Türk için, Türk’e göre, Türk tarafından” düsturunu “mesele” edinerek yaşıyordu.

Mesele dünya zindanına sığmayacak kadar büyük ve derin, O da bunu fazlasıyla hissettiriyor son zamanlarda…

Yazmıyor uzun zamandır, belki yazdıklarının işe yaramadığını düşünerek belki göçüp gidenlerin yorgunluğuyla kaleme sarılmak istemiyor belki de tembellik ediyor. Kimbilir “Vatan insanı yorar” derken bugünleri işaret ediyordu belki de…

Mesele sahibi pek muhterem kardeşim;

Çoğu kez söylediğin üzere “Cennete gitmek gerek” ve bu sebepten dolayı; Türklüğü mesele bilmeyen, Türk kelimesini dahi ayrılıkçı kabul ederek bedevileşen güruhun tekeline bırakılamayacak kadar değerli bu aziz vatanı, Büyük Türkistan topraklarının bir parçası olarak yükseltmek ve yüceltmek gerek.

Bu bizim meselemizdir. Bu gidenlerin kalanlara bıraktığı türküdür.

Baki muhabbetle…

Yasin KARABULUT

* Hüseyin Raşit Yılmaz nezdinde, Türkyorum ailesine sitem içermektedir…

** Türkyorum seviyesinin epey altındaki yazım dili için affınıza sığınıyorum…

Paylaş:

    Geçmiş Yazılar

    Comments are closed.

    • İZ BIRAKANLAR

      "Bana öyle geliyor ki, biz insan için, ülkemiz için istediğimiz ve savunduğumuz fikirlerden ötürü değil, bu düşüncelere layık kimseler olamadığımız için yargılanabilirdik. Zahiri sebepler neler olursa olsun, belki de yargılanmamızın gerçek sebebi budur. Ve belki bizi yargılayan güç de bunun sıradan bir vesilesidir. Gerçeği Allah bilir."

      Nevzat Kösoğlu (Askeri Mahkemedeki savunmasından)

    • Sosyal Ağ

    • Sosyal Medya

    • ETİKETLER