Cini Deseni

12 Ağu 2012

Suriye Türk Tarihi – I

Yazan: NURİ CİVELEK

“Yazarımız Nuri Civelek, Suriye’de can yakan  gelişmelerin dikkatleri Suriye’ye çekmesinden dolayı, Suriye Türkleri’ni anlatmak üzere sütununu Suriye Türkleri Derneği mensubu Tarık Sülo Cevizci ve Osman Sultan’a  ayırmayı münasip bulmuştur.”

Caber Kalesi

Türklerin Suriye bölgesine gelişi ve yerleşip vatan edinmesi, Anadolu’ya yerleşmeleriyle zamanlama bakımından paralellik gösterir; Anadolu’nun vatan edinilmesi sürecinde Suriye’nin bir lojistik merkez olduğu açık bir gerçektir. İlk önce Suriye bölgesi Türk vatanı olmuş ve hemen akabinde Anadolu’ya geçilerek Anadolu Türkleştirilmiştir. İslâm dininin zuhuru ve Türkistan sınırlarına kadar dayanması, Türklerin Suriye bölgesine gelişlerini tetikleyici sebepler arasında sayılmaktadır. Aslında Türkler, bu dini kendilerine yakın bulmasından dolayı İslâm devletinin merkezine yönelmişler ve yerleşmişlerdir. Arşivlerde bu temasın Emevî Emiri olan Abdülmelik İbn-i Mervan dönemlerinde olduğu yönünde bilgiler mevcuttur. Lâkin fiilî temasın bu devirden de önce yaşandığı aşikârdır ve bu temas Hz. Muhammed (s.a.v) dönemine kadar uzanır, şüphesiz bunun en bariz misâli Selman’dır. Bu yönelme İslâm ordusu kumandanlarının Türkleri sâdık ve savaşçı bir millet olarak bulmalarındandır. Türk unsuru İslâm devletini koruma ve İslâm dinini yayma amaçlarıyla devlet içerisine dâhil etmişler, idâre merkezine getirmişler ve nüfûz oluşturmalarına izin vermişlerdir.

Bu nüfûz zamanla devletin zayıflaması ve kötü idâreden dolayı devlete hâkim olmuştur. Bu hâkimiyetler Suriye ve Mısır’da Türk devletlerine dönüşmüşlerdir. Bunun ilk numuneleri, Tolonoğulları ve Akşit (İhşidî) devletleridir, ancak en güçlü devlet ise Memlûk Türk devleti olmuştur. Türk varlığı idârî güçten toplumsal güce daha ileriki zamanlarda geçmiştir. İlk dönemlerde Türkler kendilerini idârî güç olarak gösterirken ileriki dönemlerde hem devlet, Türk devleti; hem de ahâli Türk ağırlığı artmıştır, Suriye Türk vatanı hâline gelmiştir. Suriye bölgesine ilk kitlevî yerleşmeler 1040’te Dandanakan Savaşı’ndan sonra yaşanmıştır. Bu tarihten itibâren Suriye, hep Türk idâresi altında varlığını devam ettirmiştir. Suriye bölgesine ağırlıklı olarak Türk nüfusunun yerleşmesi Selçuklu Türk devleti döneminde gerçekleşmiştir. Bu bin yıllık süre zarfında bölgede Türk idâresi sadece kısa dönemlerde kesintiye uğramıştır. Son dönem kesintileri de ilâve ederek, Osmanlı devletinin çekilmesi ile Arap isyancılarının başı olan Emir Faysal tarafından Suriye krallığı meydana getirilmiştir. Bu krallığın ömrü ancak on sekiz ay olmuştur. Bu krallık Fransız işgalinin bir ön safhasıydı. Bu işgal 1932’den itibaren verilen millî mücadeleyle sona ermeye; iktidar tekrar Muhammed Ali Abid, Haşim Atası ve Şükrü Kuvvetli gibi Türk kökenli idârecilerin eline geçmeye başladı ve bu süreç ülkenin bağımsızlığıyla sonuçlandı. Bağımsızlığın kazanan ilk bölge devletine Türk kökenli Haşim Atası başkanlık etmiştir. Bu süre, Baas darbesiyle 1963’te son bulmuş, sonrasındaki kesinti, bu zaman zarfında her ne kadar  Türk kökenli Luay Atası 1979’da başkanlık etmiş olsa da kukla bir yönetici olmasından dolayı,  günümüze kadar devam etmiştir.

 Günümüz Suriyesinde İdârede Bulunmuş Türk Devletleri

 Suriye, Batı’ya giden güzergâh üzerinde yer alan Anadolu’nun vatanlaştırılmasında çok önemli role sahip olmuştur. Bu süreci başlatan, sürdüren ve tamamlayan birçok Türk devleti Suriye’de hüküm sürmüştür. Bu devletler şunlardır, Tolonoğulları, Akşitler, Selçuklular, Halep Selçuk Melikliği, Şam Selçuk Melikliği, Artukoğulları, Atabey Aksungur, Zengîler, Eyyûbîler, Memlûklüler, Timur Devleti, Akkoyunlular, Karakoyunlular ve Osmanlı devletidir.

Suriye Sınırları İçerisinde Türklerin  Dağılımları

Suriye, idârî olarak on dört vilâyete bölünmektedir. Türkler Suriye’nin tamamına dağılmakla birlikte kesif olarak bulundukları vilâyetler; Halep, Şam, Lazkiye, Humus ve Hama’dır. Bu illerin dışında Rakka, İdlip, Kuneytra (Golan Tepeleri), Tartus ve Deraa’da da Türk bulunmaktadırlar.

Türk Devletleri ve Osmanlı Dönemi

Suriye, Türklerin Anadolu ve Mısır’a geçişlerinde bir üs görevi görmüştür. Bu bölge üzerinde dönemin güçlü Türk devletleri hâkimiyet kurmuşlardır. Hâkimiyetlerini pekiştirmek ve insan gücünün tedarik etmek için Türklerin Suriye’ye geçişlerini ve yerleşmelerini sistemli bir şekilde desteklemişlerdir. Suriye’nin bin yılı aşkın bir süredir Türk idâresinde kalması şüphesiz güçlü bir Türk nüfusuna ve kabiliyetli idârecilere ve askerlere sahip olmasına bağlıdır. Osmanlı dönemi hariç  Türk devletlerinde Türklerin varlığının  en çok askerî kanatta bulunmaktaydı. Osmanlı dönemi de devletin istikrara ve güce kavuştuğu dönemlerdir. Bu dönemde devletin desteği ve isteğiyle yerleşik hayata, idâreye ve ticaret geçiş ve yöneliş söz konusudur. Şimdiki dönemde Arap tazyiki altında erimiş Türklerin çoğunluğunu bu dönemde şehirleşenler oluşturmaktadır. Yerleşik hayata geçmeyen Türkmenler ise sürekli devletle anlaşmazlıklar yaşamışlar, hatta aralarından Horasan’a dönenler bile olmuştur. Osmanlı döneminde Türkmenler Suriye bölgesinde bir uç Türk beyliği görevi görmüştür. Bu beyliğe bedevîlerin kuzeye göçlerini sınırlandırma ve Hac yolunu emniyet altına alma görevi verilmiştir.

Fransız Mandası Dönemi

Suriye Türkleri, Suriye’nin millî mücadelesinde de en ön saflarda yer almışlardır. Kuzey bölgesinde halk direnişi söz konusudur. Bu mücadelenin belirgin ismi Halep vilâyetine tâbi Kantra köyünden Araplı aşiretine mensubu Neveyran olmuştur. Türkiye’nin güney illerinin özellikle de Maraş, Antep, Urfa ve Kilis’in kurtuluşunda ve düşmana karşı mücadelesinde insan ve silah teminini önemli bir kısmını Suriye Türkleri tedârik etmişler,  silahlı mücadele vererek Fransız işgalci kuvvetlerine zayiatlar verdirmişlerdir. Suriye’nin ilk Fransız mandasına alınmasına karşı verilen tek silahlı mücâdeleyi bir Türk kökenli Osmanlı askeri olan ve Suriye Savunma Bakanı Şehit Yusuf Azma vermiştir. Ülkenin şerefini ve namusunu kendisi ve silah arkadaşlarının şehit düşmesi pahasına kurtarmıştır. Suriye, Fransız işgali altında iken Türk devleti ile Halep’i Türkiye’ye ilhâk etme mücâdelesi verilmiştir ama maâlesef başarılı olunamamamıştır. Fransız işgal kuvvetlerine diğer unsurlardan katılım olmasına rağmen Türkler içerisinden, çok az istisnaların dışında, hiçbir katılım olmamıştır. Fransızlar karşı verilen sivil mücadeleyle ülke bağımsızlığına kavuşmuştur. Bu mücadelede en çok cefa çeken ve mücâdele veren Humus Türklerinden olan Haşim Atası’dır. Dolayısıyla Suriye Cumhuriyeti’nin ilk başkanı ve Suriye’ye ilk Türk kökenli cumhurbaşkanı olarak  tarihe geçmiştir.

Cumhuriyet  Dönemi

Millî mücadeleyi başarılı bir şekilde sonlandıran Türkler, faal siyâsetin ve toplumsal hareketlerin içerisinde yer aldılar. Ülkeyi kurtardıktan sonra da ülkenin îmârında ve kalkınmasında önemli hizmetlerde bulundular. İlk cumhurbaşkanları dördüncüsü hariç hepsi Türk kökenlilerdi. Ülkeyi en demokratik ülkeleri bile aratmayacak bir anayasaya kavuşturdular. Ülkenin ekonomisini düzlere çıkartarak kısa bir süre de ekonomiyi parlak bir yere getirdiler. Bu kalkındırmaya en büyük katkıyı Türk kökenli olan ekonomi bakanı Halit Azam sağlamıştır. Darbelerin ve sonrasında Arapçılığa Sovyet desteğiyle gerçekleşen Baas darbesi, 1963’ten beri ülkenin başına korku bulutu salmıştır. Baas rejimi ülkeyi, tarihinin en karanlık çağlarına götürmüştür. Darbe özgürlük, birlik ve sosyalizm iddiasıyla gerçekleştirilmişti fakat sosyal eşitlik getireceğine ülkenin ekonomisini mahvederek Sovyetlere peyk olunmasına ve özgürlük iddiasının aksine ülke açık hava hapishânesine dönüşmesine yol açmıştır. Arap Birliği kurma hayâli, geride kalan kırk yıla rağmen, toprak kaybı ve işgalden başka bir şeye yol açmamıştır. Baas darbesiyle Türkler hayatın her alanından tecrid edilmiş, uzaklaştırılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında Halep Türkmenlerinin en büyük iki boyu olan Beğdili boyunu Mirhan köyünden Nasan Ağa, İlbeyli boyunu ise Sipahiler köyünden Bilal Bey temsil etmekteydi. Günümüz siyâsetinde her iki boyun da bir temsiliyeti ve îtibârı kalmadı.

Hama ve Humus Türkmenleri

Bitti m’ola  Şam ilinin gülleri

Gitti m’ola  ala gözün sürmesi

Hama’nın Humus’un telli turnası

Turna yârin selam saldı gel diye

 

Aşına da Karac’oğlan aşına

Yeni girmiş on üç on dört yaşına

Irak değil Asi ırmak başına

Turna yârin selam saldı gel diye

Hama ve Humus, Karacaoğlanın yukarıdaki şiirinde zikredilen iki şehir, Asi ırmağı üstünde, Suriye’nin tam kalbinde yer almaktadır. Bu iki şehirde ve onlara tâbi olan köylerde Türkmenlerin yaşadığını kendilerinden başka çok az sayıda insan bilmektedir. Bu yüzden ilk defa Hama ve Humus Türkmenleri hakkında bahsedildiğinden dolayı bu satırlar ayrı bir kıymet taşımaktadır.

Devam edecek…

Tarık Sulo CEVİZCİ – Osman SULTAN

Geçmiş Yazılar

Comments are closed.