Topkapi Sarayi

30 Mar 2012

Şarkta Bahar ve Özbekistan

Yazan: HÜSEYİN RAŞİT YILMAZ

İslam Kerimov

Mehmet Genç, “Osmanlı İmparatorluğu’nda Devlet ve Ekonomi” isimli eserinde: “Sosyal sistemin değişme talebi ile değişme arzı arasında bir dengesizlik ortaya çıktığı zaman, Fransız devrimi gibi patlamalar olur.1 tespitinde bulunmakta. Bu tespitin zaman ve zemin koşullarının birbirinden oldukça farklı olduğu durumlarda da geçerli olduğunu söylemek mümkün.Sosyal küreselleşmenin sınır tanımayan etkisiyle farkındalıkları artan toplumların taleplerinin ilgili ülkelerin idarecileri tarafından karşılanıp karşılanamaması halen içinde bulunduğumuz sürecin temel meselesi olarak değerlendirilebilir.

Esasında içinde bulunduğumuz süreç şark toplumları için alışılmışın dışında ve dahi görünenin ötesinde  bir  anlam  taşıyor.  Batı  toplumlarından  farklı  olarak  siyasal dönüşümlerini elitlerin reform çabalarıyla gerçekleştirmeye alışkın doğuda taleplerle değişimi zorlayan kitlelerin varlığından artık bahsedebiliriz. Devlet ile ekonominin iç içe geçmişliği, sermaye birikiminin kuşaktan kuşağa naklindeki süreksizlik, iktidarın meşruiyet kaynağı noktasındaki sosyal kabuller şark toplumlarının sistemi değiştirme kabiliyetini sınırlayan başlıca etkenlerdendi.İçinde bulunduğumuz demde sınırlayıcı unsurların artık sosyal  mobilizasyonu  engellemeye  yetmediği  görülmektedir.  Tunus’ta  meydanlara dökülenler  kısa  sayılabilecek  bir  sürede  başarıya  ulaştı,  Mısır,  Libya  ve  Yemen’de muhaliflerin ısrarı iktidarları değiştirdi. Suriye’de çatışmalar şiddetli bir şekilde devam ederken, Bahreyn’de kontrollü bir gerginlik sürüyor. Baharın hızı ve etkisini kavrayan Fas, Kuveyt, Ürdün ve Suudi Arabistan’da idareciler geniş reform paketleriyle toplumsal talepleri karşılamaya çalışıyor.

Şark toplumlarındaki “farkındalık” hali sadece Arap ülkelerine mahsus bir durum değil. Bilhassa  Asya  içlerine  uzanan  Türk  coğrafyasında  Ortadoğu’daki  baharın  ivme kazandırdığı bir hareketlenme yaşanıyor. Kırgızistan 2005 yılında başlayan ve fasılalarla devam  eden  halk  hareketleriyle  sarsıldı,  nihayetinde  Aralık  2011’de  demokratik seçimlerle  Atambayev  cumhurbaşkanı  seçildi.  Yakın  dönemdeki  halk  hareketleriyle mukayese edildiğinde Kırgızistan’ın demokrasiye geçişi en az hasarla gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz. Kazakistan’ın da Nazarbayev liderliğinde planlı reformlar yaparak “uygun” bir geçiş tasarlamaya çalıştığını görüyoruz. Azerbaycan ve Türkmenistan’da muhalefetin yaşam alanının,  sınırlı da olsa,  var olduğunu ifade edebiliriz. Buradan hareketle Türk ülkelerindeki toplumsal taleplerin gerek reform çabalarıyla gerekse sosyal patlamayı engelleme hususunda oldukça önemli olan muhalefete yaşam alanı bırakmak şeklinde yönetilmeye çalışıldığını görüyoruz. Türk ülkelerindeki bu talep yönetiminin bir  istisnası bulunmakta: Özbekistan.  Özbekistan’da toplumsal talebe yönelik reform çalışmalarını göremediğimiz  gibi  muhalefetin  üzerindeki  baskıda  ciddi  boyutlarda  seyretmekte. Toplumsal talebin rasyonel bir biçimde yönetilmemesi Özbek muhalefetinin tepkiselliğini her geçen gün arttırıyor. Son bir yıl içerisinde Özbek muhalefetinin önemli isimlerinden Fuad Rüstemhocayev Rusya’da2, Abid Nazarov’da İsveç’te suikaste uğradı.3 Özbekistan Halk Hareketi’nin bir dönem Türkiye’de ikamet eden, şimdilerde Norveç’te yaşayan lideri Muhammed Salih’e yönelikte benzer bir suikast olabileceği muhalifler tarafından sıklıkla dile getirilmekte. Yine son dönemde ülkedeki camilerin ses kaydı da yapabilen kameralarla donatılmaya başlanması ve pazarlarda tesettür kıyafetlerinin satılmasına getirilen kısıtlamalar da dikkat çekici gelişmeler. 

Kerimov yönetiminin özellikle Mayıs 2005 yılında Andican şehrinde başlayan ve yüzlerce kişinin  ölümüyle  sonuçlanan  ayaklanma  sonrasında  muhaliflere  baskıyı  arttırdığını söylemek yanlış olmaz.  Arap  baharının yayılma sürecinde tedbiren reform paketleri hazırlayan ülkelerin aksine muhalefet üzerindeki baskıyı daha da yoğunlaştırarak iktidarı korumayı amaçlayan  Kerimov’un bu tavrı uluslararası kamuoyunda Kerimov’u  Kaddafi ile kıyaslayan yorumlara neden oluyor.4 Muhaliflerin  Arap  baharına  bakış  açılarını  göstermek  bakımından  Özbekistan  Halk Hareketi lideri Muhammed Salih’in: “Arap Baharı göstermiştir ki diktatörlerle mücadelede silahmeşruiyet kazanmıştır. Önümüzdeki 1-2  yıl içerisinde başta Özbekistan olmak üzere tüm Orta Asya’da büyük ve kapsamlı değişiklikler olacaktır.5 açıklaması oldukça mühim. Özbekistan’ı  benzerlerinden  ayıran  ve  sosyal  farkındalık  noktasında  avantaj sağlayabilecek bir hususiyeti de zikretmekte fayda bulunuyor. Bilindiği üzere Özbekistan önemli bir kültür havzasının merkezinde yer alıyor. Bünyesinde Semerkand, Buhara, Hive gibi kültür kentlerini barındıran ve bu merkezlerin etkisinin sosyal hayatta kuvvetli bir biçimde  hissedildiği  Özbekistan’ın  münevverleri  bu  bakımdan  güçlü  bir  geleneğin temsilcileri.  Bu  durum,  Özbek  muhalefetindeki  aydın  etkisiyle  ve  muhalif  aydınlar üzerindeki  yoğun  baskıyla  birlikte  değerlendirildiğinde,  Özbekistan’daki  değişimin başrolünde elitlerin olacağı  ve olası bir baharın ancak Özbek münevverlerin toplumu harekete geçirme kabiliyetlerine bağlı biçimlenebileceği öngörülebilir.

Bu yazı ilk olarak TEPAV (http://www.tepav.org.tr/tr/haberler/s/2767) tarafından yayınlanmıştır.

_________________________________

1 Mehmet Genç, Osmanlı İmparatorluğu’nda Devlet ve Ekonomi, 7. Baskı, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2010,s.84

2 “Uzbekistan: Murder in Russia Takes Wind Out of Uzbek Opposition Group’s Sails” ,

 http://www.eurasianet.org/node/64339

3 "Uzbek Imam shot in Northern Sweden” ,

 http://www.stockholmnews.com/more.aspx?NID=8456

4 “Kisses for Karimov" ,

http://www.foreignpolicy.com/articles/2011/11/14/islam_karimov_uzbekistan_libya?page=0,1 

5 “Muhammed Salih: Mücadelede silah meşruiyet kazanmıştır” ,

http://uzbekistanerk.com/trk/?p=932

Geçmiş Yazılar

Comments are closed.