Topkapi Sarayi

26 Haz 2013

‘Yep-yeni Türkiye’ için can simidi

Yazar: MEHMET AKİF OKUR

Bu gece kandil… “Duran adamla” “yola devam eden adam” simitlerini paylaşmayı deneyebilirler. Fırtınayı atlatabilirsek, belki herkese eşit umut dağıtacak “yep-yeni bir Türkiye” için kulaç atmayı da sürdürebiliriz.

Tüm işaretler, yakın tarihimizdeki en büyük kutuplaşma süreçlerinden birine adım attığımızı gösteriyor. Tartışmalar ısınırken kelimeler yumruk kıvamı kazanmaya başladı bile. Makul seslerin duyulabileceği zamanlar daralıyor. Saflaşma biraz daha keskinleştiğinde ne söylendiğine kulak kabartanların sayısı iyice azalacak. Siperlerden başların yalnızca “konuşan bizden mi, değil mi” diye bakmak için çıkacağı bir atmosfere doğru hızla ilerliyoruz. Mahallelerimiz akşamları kap kacak seslerinin desibeline göre taksim olmuş vaziyette. Balkonunuzdan  salınan bayrakta kalpaklı siluet var mı, yok mu? “Biz”den misiniz, “onlar”dan mı? Manzara kimilerimiz için hiç sürpriz değil. Oysa bazılarımız kutuplaşmalarla dolu geçmişimizin artık “tarih” olduğuna nasıl da inanmıştı…

Türkyorum - yep yeni türkiye için can simidiTesellimiz iç sesimiz

Şükür ki bu ürkütücü tablo karşısında teselli cümleleri fısıldayan iç seslerimiz var! Gezi Parkı’nda başlayıp “duran adamlar”la devam eden “sürece” son noktanın konulmadığını hatırlatıyorlar. Kabus senaryoları hakikat olmak zorunda mı? Esen en hafif iyimserlik meltemi bile empati duygularımızı kanatlandırıyor. Ta ki, ilgilerimizi detaylar üzerinde mıhlayan olaylar ırmağı, bizi savaş zırhlarıyla donatan yeni haberleri oturma odalarımıza taşıyana kadar.

Umutla endişe arasında adeta mekik dokuyan haleti ruhiyemizin hangi durakta karar kılacağını olayların akışı kadar onlara giydireceğimiz sözden elbiseler tayin edecek. Farklı ara renklere sahip iki büyük teorimiz var. Tamamını oku. »

25 Haz 2013

Osmanlı’nın Sınır Taşı; Âli Paşa

Yazar: OZAN BODUR

1815 yılının bir mart günü İstanbul’un gösterişsiz ve sade semtlerinden biri olan Mercanağa da çok fakir bir ailenin çocuğu olarak doğmuştu. Babası Ali Rıza Efendi geçim sıkıntısı çeken küçük bir esnaftı, Mısır çarşısında bulunan minik baharat tezgâhında ailesinin rızkını çıkarmak için adeta didiniyordu…

Türkyorum - Mehmet Emin Ali PaşaBuna rağmen oğlunun iyi bir eğitim alması için bütün fedakârlıklara katlanıyor, Onu hakkınca yetiştirmek adına var gücüyle çalışıyordu. Çok zeki ve ağırbaşlı bir çocuk olan oğlu ise kendisine gösterilen bu ilgiyi karşılıksız bırakacak gibi değildi. İlkokul öğrenimi için mahalle mektebine gittiği yıllarda kısa sürede Kur’an-ı Kerim’i ezberlemiş ve hafız olmuştu. Beyazıd Camiinde verilen Arapça derslerinin sıkı takipçisi idi. Arap dili ve Edebiyatının temeli olarak kabul edilen Sarf ve Nahiv alanında çok yetenekli bir talebeyken ve eğitim alanında daha yolun en başındayken onun için her fedakârlığı göze alan babasını kaybetti…

Ailesinin geçimini sağlamak adına bir süre eğitimine ara vermek zorunda kalsa da karşılaştığı zorluklar en önemlisi de yetimlik O’nu yıldırmadı. Gündüz çalıştı gece ise mum ışığında kendisini yetiştirmeye devam etti…

Zeki, akl-ı selim ve vakur duruşunu takdirle karşılayan büyüklerinin araya girmesi ile daha 15 yaşındayken Osmanlı Devleti’nin Bakanlar Kurulu diye tasvir edilen Divan-ı Humayun’da kâtip olmayı başarmıştı… Tamamını oku. »

24 Haz 2013

Bir Entelektüel Olarak Atsız’ın Siyâsete Yaklaşımı: Hocaoğlu İle Bir Mukâyese -2

Yazar: HALİL İBRAHİM KOÇ

Aydın ve Entelektüel Ayrımında Atsız’ın Yeri: Entelektüel Midir, Aydın Mıdır? 

Atsız Beğ’in ‘aydın’ ve ‘entelektüel’ ayrımındaki yeri tartışması, onun bir aydın olduğu ön-kabûlü ile başlatılmalıdır. Zira Atsız’ın hayatı incelendiğinde, yaşadığı dönemin toplumsal meselelerine meyyâl olmuş ve çözüm-noktasında elini taşın altına koyabilmiş, çağın gerektirdiği bilgi ve kültürel düzeye mâlik ve en önemlisi de çevresi ile mensûbu olduğu toplumu birçok hususta uyarmış ve tenvîr edebilmiş bir profil çıkarılabilir. Kezâ Atsız da aydın olduğunu belirtir1 ve -kendisini de dâhil ederek- aydın zümresine sorumluluk ve görev izâfe eder: “Her şeyi hükümetten beklemek doğru değildir. Biz, bu memleketin sırtında münevveriz diye geçinenler fazileti, şuuru anlayabildiğimiz kadar etrafımızdakilere anlatmak ve onları tenvir etmek mecburiyetindeyiz.”2 Ayrıca Atsız’ı ibtidâ bir aydın olduğu ön-kabûlüyle ele almamızın diğer nedenleri de, şüphesiz ‘entelektüel’ olabilmenin ana-şartının ‘aydınlanmış’ -yâni ‘aydın’- olmaktan ileri gelmesi3 ve Atsız’ın lügâtinde ‘entelektüel’ mefhûmunun yer almayışıdır.

türkyorum - Bir Entelektüel Olarak Atsız’ın Siyâsete Yaklaşımı Hocaoğlu İle Bir Mukâyese -2Atsız’ın ‘aydın’ cihetine ve kimliğine delil teşkil edecek bir diğer husus ise, ömrü boyunca hiçbir baskı te’siri altında kalmadan ve hiçbir iktidar ve yönetim mekanizması murâkabesinde olmadan düşünebilmesi ve fikirlerini aksettirebilmesidir; -Netice itibariyle; “Aydının en önemli özelliği özgürlüğüdür, özgür düşünmesidir. Sorunlara çözüm bulurken, fikir üretirken, bilgi üretirken tamamen hiçbir otoritenin etkisinde kalmamasıdır.”4

Tüm bunlar muvâcehesinde, ‘Atsız bir aydındır’ kabûlü ve tezi; “Baş eğmedik edâniye ikbal ü câh için / Mâziye, ırka, sancağadır iftihârımız.”5 diyen Atsız’ın, aydın hastalığı olan ‘yabancılaşma’ ve ‘ihânet’ gibi vebâlara yakalanıp-yakalanmadığı hususunda bir handikap yaratmakta ve misâlen, ‘aydın’ın başka bir ülke hesâbına yapacağı casusluğu -Yağmur Atsız’ın deyimiyle- ‘doğru bildiği için değil, para için yapabileceği’ yargısı, onulmaz sancılar doğurmaktadır. Tamamını oku. »

21 Haz 2013

Futbolda Ahlâk ve Ömer Lütfi Mete

Yazar: AFŞİN SELİM

türkyorum-futbol ahlakı ve ömer lütfi meteFutbolu meşin yuvarlıktan ibaret görmeyen Ömer Lütfi Mete, gazeteciliğe sporla başlamış ve meslekî ömrünün yarısını orada geçirmiştir. Futbolda ahlâk meselesine ise özellikle değinmiştir yazılarında. Bir Galatasaray taraftarı olarak, en namuslu liglerin bile adil bir yarışma kültürüne dayanmadığını düşündüğü için, genel adaletsizliğin özeti olarak görür futbolu: “Son sözü hukuki sınırlar içinde de olsa paranın söylediği bir sektörde ancak ‘sermayenin hakkaniyet’ tanımına göre adalet arayabilirsiniz.”

Son sözü paranın söylediği bir sektör ne kadar temiz kalabilir ki? Hâl böyle iken, adalet duygusundan arınmak, hayatın ve futbolun gerçeği olarak yerleşiverir zihinlere…

Mete, “Ağır sıkletin tüy sıkletteki adamla boğuştuğu spor dalı” olarak tanımlandırdığı futbolun, insanın adalet kavrayışını bozduğuna inanır. Fakat bir diğer yandan da, futbolun estetik değerine ve heyecan rengine meftundur. Sporun bu dalını, kötü huylu bir dilbere benzetmiş olsa da… Tamamını oku. »

17 Haz 2013

Bir Entelektüel Olarak Atsız’ın Siyâsete Yaklaşımı: Hocaoğlu İle Bir Mukâyese -1

Yazar: HALİL İBRAHİM KOÇ

Aydın (Münevver) ve Entelektüel; “Kelimeleri târif etmeden girişilecek her tartışma kısır kalmaya mahkûm.”

Cemil Meriç

türkyorum-bir entelektüel olarak atsızın siyasete bakışıGenel-geçer bir tanım ile aydın için ‘aydınlanmış / tenevvür etmiş’ kimse diyebiliriz. TDK, bu ad, -yâhut ön-ad için, “Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver1  tanımını yapar. Daha geniş bir târif ise şu şekildedir: “Genellikle öğrenim görmüş, çok okumuş, kültürlü, bilgili, görgülü, ileri ve açık düşünceli, kendisi aydınlanmış olduğu için çevresini de aydınlatabilecek nitelikte olan kişi; entelektüel, münevver.”2 ‘Entelektüel’ ve ‘münevver’ ise bu kelimenin anlamdaşıdır; -her ne kadar ‘aydın’ ile ‘entelektüel’ arasında bir nüans bulunsa da. Osmanlı’nın ‘münevver’leri var iken; Cumhuriyet’in ‘aydınları’ vardır. ‘Entelektüel’ ise Fransızca kökenlidir; özgün hâli ‘intelect’.

Aydın

18. asır, uygarlık tarihinde ‘aydınlanma çağı’ olarak adlandırılır. Başka dillerde de hep aydınlanma ve ışık kavramlarıyla ifâde edilir: “Das Zeitalter der Aufklärung, le Siècle des Lumières, el Siglo de la Luz, the Age of Enlightenment.” Buna göre aydınlar, çağının en doğru bilgileriyle ‘aydınlatılmış’ kimse demek.3 En önemli özellikleri ise birbirleriyle nâdir şekilde paralel düşünmeleri4 ve bu yönleriyle de bir ‘heterojen’ nitelik taşımalarıdır. Tamamını oku. »

14 Haz 2013

“Vaktiyle Bir Atsız Varmış” yayınlandı…

Yazar: EDİTÖR

türkyorum - vaktiyle bir atsız varmış
Yazarlarımızdan Fırat Kargıoğlu’nun editörlüğünde ve   Prof.Dr.İskender Öksüz, İkbal Vurucu, Mustafa Onur Tetik, Halil İbrahim Koç’un katkılarıyla  hazırlanan “Vaktiyle Bir Atsız Varmış” isimli eser, basılmış olup dağıtımına başlanmıştır. Alanında önemli bir boşluğu dolduracak bu önemli esere aşağıdaki bilgiler yoluyla ulaşabilirsiniz.

Yayıncı: Siyah Beyaz Kültür ve Sanat Platformu Derneği Başkanı M. Bahadırhan Dinçaslan
* Dernek Adresi: Dereboyu Cad. Kaynak İş Merkezi Kat: 2 No: 11, Mecidiyeköy, İstanbul.
* Derneğin Web Sitesi: www.siyahbeyazplatform.org
Editör: Fırat Kargıoğlu

13 Haz 2013

Bardakçı: Hükmü tarih verir…

Yazar: EDİTÖR

türkyorum - ilhan bardakçı

Evvel gidenlerle sohbet maksatlı, bahsi geçen isimlerin değişik eser, gazete ve dergilerde yer alan “kendi” ifadeleri derlenerek hazırlanmıştır.

“Türkyorum” için İlhan Bardakçı ile gerçekleştirdiğimiz bu kurgu söyleşi, Bardakçı’nın 1982 yılı içinde Tercüman gazetesinde günlük fıkralar halinde yayımlanan yazılardan nakledilmiştir.

Afşin Selim / afsinselim@gmail.com 

–         Edouard Malet, “Tarih içinde Türkler gibi çağdan çağa, aşiretten imparatorluğa ve ölüm noktasından dirilişe sıçramasını bilen bir başka millete rastlamak güç ve imkânsızdır” diyor? 

Geniş hatları ile bir milletin dünya üzerinde kendisinden başkasını inkârı demek olan şovenlik duygusu budalalıktır, bu doğru. Ama bizi inkâr etmek isteyenlerin tenkidlerine uğrayacağız ve şovenlikle suçlanacağız korkusuna kapılıp, millî vasıflarımız ile maddî ve manevî müktesebatımızı reddetmek, sadece züppelik değil, ihanettir. Bir millet, tarihini bilmek istiyorsa, ona kim anlatacaktır, kim olup, nereden gelip, nereye gitmekte olduğunu? Türkiye Cumhuriyetini 1923 tarihinde gökten zembille indirilmiş, yeni bir devlet diye tarif eden gaflet batağındaki eğitim felaketimiz mi? Kendi lanetli yorumlarını tarih şeklinde şırıngalamak hırsına kapılmış tarih eğiticileri mi? Geçmişte nasıl bir büyük olduğumuzu, çöküş sebeplerine çengelleyerek hikâye etmek gerek, gerek ki, bugün de, büyük olmanın sırrına erebilelim.  Tamamını oku. »

10 Haz 2013

Uğrunda Yaşamak

Yazar: AFŞİN SELİM

türkyorum-uğrunda yaşamak“Türk, Suriye Selçuklu Sultanı Tutuş gibi, Anadolu Selçuklu Sultanı Süleyman’la harp ederken, kendisine teslim olmak için intihar eden hasmının naşını arar, bulur ve ‘Biz size zulmettik, ailenize huzur vermedik, bizi affet!’ diye ağlayarak üstüne kapanır. Zafer teraneleriyle ortalığı inletmez. O günü, matem günü ilan eder ve Süleyman’ın cenaze namazını kendi kıldırır.” (Nurettin Topçu, Yarının Türkiyesi, 1961)

Kaynak neresiyse, başlangıç oradan gerçekleşiyor ve böylece tarihî akış kesintisizce devam ediyor. Devamlılığı sağlayan unsurlar sayesinde…

Sınırları vakti zamanında çizilmiş ve kazanılmış bir toprak parçasından ibaret görmediğimiz bir ülkede yaşadığımızı, öncelikle hatırlatalım. Türkiye, ülkelerden bir ülke olmadığı gibi, topraklardan bir toprak da değil… Ya üzerinde yaşayanlar? Onları da, yiyen, içen, cinsel iştahlarını bir şekilde karşılamaya çalışan ve defi hacette bulunan kişiler yığını olarak görmüyoruz elbette.

Kalp, gönül ve ruh taşımak, insan adlı varlığı diğer canlılardan üstün kılıyor. Doğal olarak. Böylelikle; yanlışın ve doğrunun, iyinin ve kötünün, güzelin ve çirkinin nasılı şekilleniyor. İlgilisine kalan, nerede pozisyon alacağı… Tamamını oku. »

1 Haz 2013

Gezi Parkı’ndan “Yep” yeni Türkiye Çağrısı Var

Yazar: MEHMET AKİF OKUR

türkyorum - Gezi Parkı’ndan “Yep” yeni Türkiye Çağrısı VarGezi Parkı eylemlerine son nokta konulmadı. O yüzden nereye doğru evirileceğini, kamuoyu vicdanının nihai hükmünü nasıl vereceğini henüz bilmiyoruz. Olaylar akmaya devam ettiği için de ilgilerimiz daha çok detaylar üzerinde yoğunlaşıyor. Ulaşabildiğimiz görüntülere, ekranlardan akan sözlere bakıp aidiyetlerimize zarar vermeden duygularımızı aktaracak kelimeler aramakla meşgulüz. Ancak bir şeyi itiraf etmeliyiz. Bazı aktörler ve sahneler hoşlanmadığımız biçimde tanıdık gelse de, olan-bitende “yeni” bir şeyler var. İktidar-muhalefet konumlarının ötesinde bir noktadan bakarak anlamaya çalışmamız gereken şeyler…

Kalabalığın niteliği zamanla değişse de, farklı partilere oy vermiş seçmenlerden oluşan bir topluluk Türkiye’nin şimdiye dek geniş çaplı protestolar oluşturmasına alışmadığı türden bir sorun için eyleme başladı. Kimlik meseleleri ve hayat tarzları etrafındaki kemikleşmiş kutuplaşmalardan bakarak kolayca itiraz edilemeyecek bir “yerel” sorun, insanları polisle karşı karşıya gelme pahasına sokağa döktü. Eylemin ilk safhasında sosyal medyadan yansıyan havaya bakıldığında şunu gördük. İktidar partisinin seçmenleri dâhil çok büyük bir kitle eyleme katılmasa bile protestolara hak verdi. Gezi Parkı ile ilgili kararın alınış biçimini de polis müdahalesini de en azından alkışlamadı. Bu durum, siyaset yelpazesinin tümüne yaygın bir dönüşümün habercisi. Toplumun dinamikleşen kesimleri, belirli aralıklarla sandığa gitmeye indirgenmiş bir demokrasi anlayışını reddediyor. Yeni dönemde “katılımcı demokrasi”, gerçekten kitlesel bir talebe dönüşebilir. Tamamını oku. »

23 May 2013

İskender Öksüz’den “Türk’üm Özür Dilerim”

Yazar: EDİTÖR

türkyorum-türküm özür dilerim

Yazarımız Prof. Dr. İskender Öksüz  Bey’in “Türk’üm Özür Dilerim” isimli eseri neşredilmiştir. İskender Öksüz’ü (Ayhan Tuğcugil’i) tanıyanlar onu Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi eserinden hatırlarlar. Prof. Öksüz aynı üslup ve aynı sistemli bakışını, Türk Milliyetçiliği’nin bugününe ve ona yöneltilen saldırılara çeviriyor. Türk Milliyetçiliği’nin bugünkü meselelerini kitabın beş bölümünde irdeliyor: Millet, “Türk’üm Özür Dilerim”, Fikir Savaşları, Tek Yol ve Kültür.  Kitaba aşağıdaki adresten de ulaşılabilir:

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=651857&sa=140734625

« 1 ... 6 7 8 9 10 ... 24 »