heather2

17 Kas 2011

‘Ruh Adam’, ‘Aylak Adam’ ve Biz, Ülkücüler

Yazan: FIRAT KARGIOĞLU

“İnsan meziyet sahibi olmaya mecburdur. Anormal olan: Kusurdur. Bir asker cesurdur diye alkışlanmaz ama korkarsa ayıplanır.” –Atsız, “Ruh Adam”[1]

“Gece yarısından çok sonra evine girerken, Nişantaşı’na yakın, yolun ortasında durdu. Geniş caddede ondan başka kimse yoktu. Tramvay rayının üstüne apışıp işedi. “Bir de bana deli sevgilim diyor. Nerem deli benim? Paçalarıma sıçramasın diye demirin oluklu yerine işemiyor muyum?”” –Yusuf Atılgan, “Aylak Adam”[2]

 1: Nihâl Atsız’ın ‘Ruh Adam’ı [: Selim Pusat] ile Yusuf Atılgan’ın ‘Aylak Adam’ını [: C.] bir birlikte-okumaya tâbi tutmak, ‘modern birey’ ile ‘postmodern birey’ arasındaki söylem ve eylem farklılıklarını netleştirmek açısından gâyet işlevseldir; Tamamını oku. »

16 Kas 2011

Türk Milliyetçiliğini Kemiren Kurt

Yazan: HİLMİ DEMİR

Kendi gibi inanmayanı Müslüman, kendi gibi yaşamayanı çağdaş, kendi gibi olmayanı Türk, kendi gibi düşünemeyeni demokrat saymayan bir “tahammülsüzlük” koca bir çınarı içten içe bir kurt gibi kemiriyor. Kendi gibi itaat etmeyeni hain sayan bir zihniyet kirlenmesi tüm ideolojileri mantar gibi sarmış durumda. Türkü söyledi diye başörtülüyü yurttan atan, başörtülü diye onu fakülteden atan zihniyet arasında nicel fark olsa da nitelik açısından hiçbir fark yoktur.

Müslüman ile Türk devletini birbirine hasım haline getirmek için laik-Müslüman çatışmasını beslediler. Kafamızı ne zaman ötelere çevirmeye kalksak Anadolu’da asker ile milleti birbirine düşman yaptılar. Sonra da Türk ile Kürdü birbirine düşman yaparak bir kardeşliğin intikam, kin ve kan kokusuyla bitirilmesi için ellerinden geleni yapmaya başladılar. Bu yetmedi yanına Türk-Müslüman iftirakını koydular. Türklüğün kürde, dine, imana ters bir şey olduğunu bunların asla bir arada bulunamayacağını bu millete inandırmak için içimize etnik fitneyi ektiler.

Tamamını oku. »

13 Kas 2011

Türk Milliyetçileri ve Hassasiyetlerdeki Öncelikler

Yazan: İKBAL VURUCU

Bir Sorun Tespiti

Türk milliyetçiliği siyasi alandaki değişken gücüne göre simetrik olmayan derecede güçlü bir toplumsal etki alanına sahiptir. Bu etki farklı boyutlarda tezahür edebilme imkânına da maliktir. Etki ve güç arasındaki orantısızlık Türk milliyetçiliğinin tarihsel derinlikte anlamını bulan harekete geçirici meta-fizik güç kaynaklarına bağlıdır. Bu gücün harekete geçişi için belirli bir zaman ve mekân şartı söz konusu değildir. Zorunluluk milliyetçiliğin bizatihi kendisini yaratan “millet” denen sosyolojik olgunun varoluşu noktasında kendiliğinden doğan davranış örüntüleridir.

Sözünü ettiğimiz kendiliğinden davranış biçimleri modern kitle iletişim araçları vasıtası ve diğer farklı “algı yönetimi” teknikleri ile manipülasyona uğratılarak tepkinin kaynağı yönlendirilebilmektedir. Bazen bir takım kavramlar ve ifadeler duygusal nitelikli anlık tepkilere neden olabilmektedir. “Bölünme” bugün Türk milliyetçilerini kendiliğinden harekete geçirebilme kapasitesine sahip kavramlardan biridir.

Tamamını oku. »

9 Kas 2011

Halil Berktay’ın ‘Özgürlük Dersleri’ne Reddiyeler-[ I ]: Totalitarizm, Demokrasi ve“12 Eylül-Taraf” Düalizmi

Yazan: FIRAT KARGIOĞLU


Ülküdaşım, Faruk Aydın’a ithaf olunur…

Taraf, sadece demokrasinin güdüklüğüne, askeri vesayet rejimine, darbeciliğe, resmi ideolojiye, diktatörlük heveslerine, her çeşit yekparelik veya “tek yol” nostaljisine, Ein Volk, Ein Reich, Ein Führer fikriyatının 21. Yüzyıl başı Türkiye’sindeki izdüşümlerine karşı mücadele etmekle kalmadı. Bunu yaparken, esaslı bir gazetecilik dersi verdiği gibi bir solculuk dersi de verdi. Neyin, nelerin mümkün olduğunu gösterdi. Zekâyla, yaratıcılıkla, kıvraklıkla, tabusuz ve dogmasız düşünebilmesiyle, sorulmayan soruları sorabilmesi ve sorduğu anda cevaplarını da bulabilmesiyle, başlı başına bir mücadele sanatı, bir politika sanatı sergiledi. Yeni, demokratik sol anlayışları ve okuyucuyu kendinde topladı. Bu dönemde, Türkiye’nin gerçek solu oldu.” –“Önsöz Yerine”, s: 11. Halil Berktay Tamamını oku. »

4 Kas 2011

Yeni Türkiye’nin Yeni Demokrat Düşünce Biçimi

Yazan: İKBAL VURUCU

Günümüz iktidar mücadeleleri artık fiziki denetimden veya şiddetten ziyade zihinsel iktidar biçimleriyle kurulmaktadır. Bunun için de hegemonyanın en etkili ve güçlü unsuru mesabesinde “kavramlar” etkin şekilde kullanılmaktadır. Kavram despotizminin düşünce planında işlerliği söz konusu kavramın tekabül ettiği anlam ve işlevinin dışında bir araçsallaştırmaya maruz kalmasıyla mümkün kılınmaktadır: Demokra(si)tlık gibi.

Hiçbir birey salt “kendi” olarak toplumsal ilişkilerde rol almaz. Taktığı maskeler aracılığıyla ilişkiler siteminde kendi konumu belirler. Fakat artık maskeler bile aşılmıştır. Sihirli, büyüleyici, otorite ve şiddeti özünde taşıyan kavramlarımız daha tesirli. Demokrasi, barış, özgürlük, AB, çağdaşlaşma, çok kültürlülük, hoşgörü vs.

Tamamını oku. »

3 Kas 2011

İnorganik aydınlar ve mutlu azınlık

Yazan: CEM SÖKMEN

Seyyid Ahmet Arvasi’nin günlük gazete yazılarından oluşan kitaplarından birinin adı da “Sahte Dindarlar ve Sahte Laikler”dir. 20 yıl önce yazılmış olan bu yazılar Türkiye’nin bugünkü atmosferini anlamak için kılavuz gibidir. Arvasi Hoca bu yazılarda genel olarak çatışır gibi görünen iki mekanizmanın bu toprakların geleneğine ve tarihine “soğukluk” tavrında birleşmeleri üzerinde durur. Bugünün medyasına, yazarlarına baktığımızda aynı manzara daha da olumsuz bir şekilde devam ediyor. Fikirlerin değil, kliklerin hâkimiyeti sürüyor. Büyük çoğunluk, herhalde okuyucuya verebilecekleri bir şey olmadığı için sadece laiklik-dindarlık gerilimi üzerinden yazıp çizmeye devam ediyor. Mesela Fazıl Say bir açıklama yapıyor, sayısız köşe yazarı günlerce Fazıl Say üzerine tartışmalar yapıyor. Ortalık gündem olan bir konuya balıklama atlamayı ve sakız gibi uzatmayı meslek haline getirmiş köşe yazarından geçilmiyor.

Tamamını oku. »

30 Eki 2011

Tarık Buğra’nın ‘Düşman Kazanmak Sanatı’ Vesilesiyle: Ülkü Ocakları Dergisi Üzerine Anti-Politik Notlar

Yazan: FIRAT KARGIOĞLU

“Dergicilik –de- bir yatırım işidir.. iş’dir; profesyonellerini ister. Bu kesin hakikate karşılık, piyasaya bakacak olursanız karşınıza pek büyük bir çoğunlukla, “heves”ler, “amatör”ler, daha baskı, dizgi, kâğıt, dağıtım işlerini bilmeyen, “kalem” piyasasını tanımayan, “telif hakkı” diye bir şey olduğunu düşünmeyen.. kısacası, yalnız ve yalnız içlerindeki “ateş”e ve istidatlarına, hattâ “dehâ”larına bel bağlayan “genç”ler ve yaşlı gençler çıkar.” [1]

Tarık Buğra

‘Dergiler Niçin Satmaz?’, Tercüman, 4 Ocak 1973

 “Zayıfları öven münekkidler vardır; gerçek başarılara yüklenmeseler bile, böyle yapmakla başlarını kuma sokarak, rahatlarlar. Bunlar bir yandan da teşvikçi, destekleyici rolündedirler. Asıl mesele, san’at, onlara vız gelir, kıymetleri iflâsa götürebilmek için çalışırlar sanki. Güzele güzel diyemeyenlere, demeyenlere karşılık, kötüye kötü diyemeyen, evet; diyemeyenler vardır; bunlar da sorumluluklarının büyüklüğünü idrâk edemeyen veya yükünü taşıyacak karakter sağlamlığından yoksul münekkidlerdir. Tenkidin, her şeyden önce, bir ahlâk işi olduğu nasıl inkâr edilir? Bilgisizliğin gayri ahlâkî bir tarafı, dâima olmakla beraber, ne çare ki bilgi, ahlâkı dâima garanti etmiyor.” [2]

Tamamını oku. »

29 Eki 2011

Bu da gelir, bu da geçer…

Yazan: AFŞİN SELİM

Ben bu yazıyı yazarken ve siz bu yazıyı okurken, cılız bedeni enkaz altında kalmaktan kurtulan o çocuk, depremin uğultusunu işitmeye devam edecek kulaklarında, yağmur damlacıkları sızacak vücuduna, belki oyuncak da gönderirler diye bekleyecek, olanı biteni anlamaya çalışacak, endişeyle soracak sıkı sıkıya sarıldığı annesine: “Şimdi de soğuktan mı öleceğiz?”

Bakalım, bu depremden hangi dersleri çıkaracağız… Konum itibariyle, deprem bölgesinde yaşadığımız, depreme alışmak mecburiyetinde olduğumuz, sarsıntı günlerinin kaosunda bilhassa hatırlatılır insanımıza, sonra bir sürü komplo teorisi, teknotik saldırı ve saire… Herhalde kontrol edemedikleri bir kıyamet kaldı ellerinde?

Tamamını oku. »

26 Eki 2011

Türk Milliyetçiliği Hatırlayarak Varolabilir

Yazan: HÜSEYİN RAŞİT YILMAZ

“Hakiki Türklerde zulmetme damarı yoktur.” diyor bir İslam alimi. Pek isabetli pek sarsıcı bir tespit. Fıtraten ve harsi kabuller bakımından “zulmetmeye” karşı bir davranış biçiminin milletimizin temel vasıflarından olduğunu, bir hakkın teslimi kabilinden, ortaya koymak gerek. Denilebilir ki; binlerce yıldır kanla yoğrulan coğrafyalarda varlığını devam ettirmiş bir milletin, hem de anılan zaman diliminin ekseriyetinde hükümran olmuşken “zulmetme” den azade olması mümkün müdür? El-cevap: mümkündür. Zira bahsi olunan mesele Türk’ün yalnız bir etnisite adı olma halinden, bereketlenip taşarak kamil bir insan prototipine dönüşmesi ve elan bu hali bir şekilde devam ettirme iradesini hesaba katarak değerlendirilmelidir. Zihnimizdeki “Türk” algısını ufacıkta olsa ifade ettikten sonra esas meseleye odaklanabiliriz.

Tamamını oku. »

21 Eki 2011

Adı “Kaddafi” bile olsa…

Yazan: AFŞİN SELİM

Şiddet pornografisi Kaddafi üzerinden uygulansa bile mahiyeti değişmez. Görüntüleri seyretmişsinizdir… Kaddafi aracılığıyla “kan” fetişizmine tutulmuş olanların, yaşananları “intikam” üzerinden algılaması bir yana, mazlumun bir anda nasıl da zalimleştiği böylece görülmüş oldu.

Doğal olarak zalimin zulmü kolay anlaşılabilir ve anlamlandırılabilir bir şey, fakat mazlumun zulmü öylesine girift ki… İster istemez endişeleniyor insan: Gidenin zalimliği ile arandaki fark ne?

Kimse kusura bakmasın, sırf “Allahuekber” nidasının hatırı için hakikate takla attıramayız… Hani sizin savaş ahlâkınız?

Samimiliğinden kuşkulansak da, Obama’nın, Libyalıları, uluslararası toplumla çalışıp, insan haklarına saygılı davranmaya çağırmasını bu çerçevede hatırlayalım.

Tamamını oku. »

« 1 ... 6 7 8 9 10 11 »