Topkapi Sarayi ve III. Ahmet Cesmesi

19 Eyl 2011

Aral Gölü ve Türk Milliyetçiliği

Yazar: HÜSEYİN RAŞİT YILMAZ

Dünyanın en büyük dördüncü, Asya’nın en büyük ikinci gölüydü Aral. Özbekistan ile Kazakistan arasında, bereketiyle geçinenler için koca bir denizdi Aral. Lakin münbit sinesinden cömertçe verdikleri Sovyetleri tatmin etmeyecek, daha çok pamuk üretimi için Aral’ı besleyen nehirler sulama kanallarıyla Orta Asya’nın derinliklerine götürülecekti. Hep veren Aral’ın kaynaklarını daha çok kazanmak için alan bu acımasız politika neticesinde son 50 yılda Aral % 90 oranında küçülecekti. Artık Aral demek bereket, ferahlık, huzur demek değil çekilmiş suların ardından karaya oturmuş balıkçı tekneleri ve çölleşmiş toprak manzarasıyla kocaman bir hüzün demekti. Şimdilerde Aral çevresinde masum Türk çocukları Aral’ın tabanında açığa çıkan zararlı tuzun karıştığı havayı soluyor ve büyüklerinin Aral’ın güzel günlerine dair hatıralarını dinliyorlar.

Tamamını oku. »

19 Eyl 2011

Süleyman Çelebi Sendromu

Yazar: HÜSEYİN RAŞİT YILMAZ

Emir Timur devasa ordusuyla Osmanlı mülkü üzerine yürürken, Yıldırım Bayezid Han’ın oğlu veliaht Şehzade Süleyman Çelebi Sivas’ta sancak beyi idi. Emir Timur’un ordusu Sivas’a yaklaşınca Süleyman Çelebi, pederi Bayezid Han’dan yardım sağlamak için Sivas’tan ayrılacağını duyurdu ahaliye. Elbette pederine kendisi gitmek yerine ulaklar salabilir, onlar vasıtasıyla durumun vahametini anlatabilirdi. Her ne kadar içlerine bir kurt düşse de üzerinde pek durmadı Sivaslılar. Ne de olsa veliaht şehzadeydi Süleyman, muhakkak bir bildiği, esaslı bir gerekçesi vardır dediler, sükût ettiler. Sessizlikleri Süleyman Sivas’tan ayrılmak üzere yola koyulduğunda bozuldu. Nasıl bozulmasın ki; babasından yardım alıp Sivas’ın imdadına koşacağını söyleyen Süleyman, veliaht şehzade Süleyman ayrılırken beraberinde ailesini, değerli eşyaları, soy atları da götürmekteydi.

Tamamını oku. »

19 Eyl 2011

Türk Milliyetçiliğinin Ufkunu Daraltan Sis Bulutu : ”Ulusalcılık”

Yazar: HÜSEYİN RAŞİT YILMAZ

Bilindiği üzere tek başına iktidar dönemleri muhalefet gruplarını ortak eleştiri hedefine konsantrasyon nedeniyle yakınlaştırır. Türk milliyetçiliği de benzeri bir yakınlaşmayı 2004 sonrası süreçte gözle görünür hale geldiği üzere kendilerini  “Ulusalcı” olarak tanımlayan camia ile yaşadı ve elan yaşamakta. Bu meseleye dair 2005–2007 arası yazdığım birkaç makaleye göz atma fırsatım oldu geçenlerde. Ulusalcıların taze, medyatik güçler olarak iktidara karşı muhalefetimizi destekler aktif pozisyon almalarının şimdilik rahatsızlık oluşturmayan, müspet bir gelişme olduğunu belirtmişim. 2011’e yaklaştığımız şu demde konuyu aynı müspetlikte değerlendirmediğimi ifade etmek isterim. Zira ulusalcılarla kaderin bizi zaman zaman aynı safta buluşturması Türk milliyetçiliğin de adına “ufuk problemi” diyebileceğimiz bir sıkıntı oluşturdu.

Tamamını oku. »

19 Eyl 2011

Kıymet Bilme Özürlüyüz – Durmuş Hoca’nın Ardından

Yazar: HÜSEYİN RAŞİT YILMAZ

2004 yılıydı, yine taş üstüne taş koyma gayretiyle olsa gerek bir internet haber portalı kurmuş, bizim cenahtan fikirlerine ehemmiyet verdiğimiz isimlerin siteye özel yazı yazmalarını sağlamaya çalışıyorduk. Bu çerçeve de her makalesini hazmederek okumaya çalıştığımız Durmuş Hocaoğlu’nun telefonunu da bir yerlerden bulmuştuk. Hoca’nın fikri derinliğinden ve akademik üslubundan olsa gerek bir miktar endişeyle kendisini aradığımı hatırlıyorum. İlk defa o zaman duymuştum sesini. Türk milliyetçiliğinin en akil adamlarından Durmuş Hoca, bizim mütevazı projemizle çok yakından ilgilenmiş, başka irtibat numaraları da vermiş ve pek çok yazısını e-posta ile bendenize ulaştırma zahmetine katlanmıştı. Yeni tanıştığı genç bir Türk milliyetçisine telefonda 1 saatini ayıracak kadar tevazu sahibi ve fedakârdı. Zaten duruşundan, yazılarından seviyorduk hocayı ama beyefendiliğiyle ve layık olmadığımız ilgisiyle de pek bir etkilemişti bizi. Sonra birkaç telefon görüşmemiz daha oldu. Hep aynı ilgi ve samimiyeti gördük.

Tamamını oku. »

19 Eyl 2011

Tehlikenin Yeni Libas Provası: ’’Sivil İtaatsizlik’’

Yazar: HÜSEYİN RAŞİT YILMAZ

Ayrılıkçılığın dönüşüm geçirdiği günlere tanık oluyoruz. Başta İmralı’daki teröristbaşı olmak üzere birçok örgüt mensubunun görüşlerinin kamuoyuna sanki akil adamlarmışçasına sunulduğu bir devirdeyiz. Her şeyin oldukça şeffaf konuşulmaya başlandığı, herkesin eteğinde ki taşları döktüğü, karmaşada at izinin it izine karıştığı demdeyiz.

Gelişmelere hazırlıksız yakalanan ve yakın tarihte yaşadığı şiddetli siyasal mücadelelerin da tesiriyle çabucak kutuplaşmaya müsait bir zeminde bulunan Türk toplumunun yaşananları sindirebildiğini söylemek ise oldukça güç.

Son bir yılda ayrılıkçılığın meşrulaşma bakımından aldığı mesafe devlet müdahalesinden azade bir durumda ancak on yılda gerçekleşebilirdi. İktidar partisinin sorunu çözme niyetiyle devlet politikasında radikal bir değişikliğe giderek geleneksel siyaseti terk edip hala içeriği ortaya konulamamış bir “açılım” serüvenine girişmesi karşı karşıya bulunduğumuz tablonun başlıca nedenidir.

Tamamını oku. »

19 Eyl 2011

Ah Ayrılık Yaman Ayrılık(Referandum )

Yazar: HÜSEYİN RAŞİT YILMAZ

Malûm referandum arifesinde hareketli mi hareketli günler yaşıyoruz. Memleketimizin insanları neredeyse tam olarak ortadan ikiye, fikri olarak, bölünmüş vaziyette.

Bizde ifrat ta, tefrit te pek bir meşhur olduğundan olsa gerek iki tarafta birbirine kırk yıllık düşman nazarıyla bakmaya oldukça meyilli. Sadece bu durumla ilgili bile uzun bir yazı yazılabilirdi elbette ama bu yazının konusu biraz farklı.

Öyle görünüyor ki referandumun kaderini ülkücü oylar belirleyecek. Hal böyle olunca da yaygın basında hiç olmadığı kadar bizim camiaya rağbet var. Evet diyenler bizim camianın yiğitliğini, mukaddesatçılığını anlata anlata bitiremiyorlar. Hayırcılar da onlardan geri kalmıyor şüphesiz. Onlarda ülkücülerin milli duruşunu, üniter devlete bağlılığını ballandıra ballandıra anlatmakta. Tamamını oku. »

19 Eyl 2011

El Cezeri’den Gökalp’e

Yazar: HÜSEYİN RAŞİT YILMAZ

Ülkemizin Güneydoğu’sunun uzunca bir süredir kanla, ateşle anılması bu bölgenin milletimize ve dahi ötesinde insanlığa kazandırdıklarının üzerine kalın bir perde gibi örtülüverdi. Oysa bir dönemin büyük Türk devletlerinden Artuklular ve Akkoyunlular başkentlerini bu bölgeye kurmuşlar, bilim ve sanatın nice verimli ürünler ortaya çıkarmasına olanak sunmuşlardı.

Cizre doğumlu olması hasebiyle El Cezeri namıyla bilinen Ebû’l İz İbni İsmail İbni Rezzaz’da Artuklu sarayında büyük itibar gören bilim adamlarındandı. El Cezeri 12. asırda yaptığı icatlarla 800 yıl sonra bugün bütün dünya tarafından sibernetik ve robotik bilimlerinin babası kabul edilmektedir. El Cezeri’nin çağının çok ötesinde bir mühendislik bilgisi ile su, buhar gücü ve hava akışı ile yaptığı, bugünkü robotların ataları sayılan icatlar bilim dünyası için kilometre taşları olmuştur.

Tamamını oku. »

19 Eyl 2011

Beklenen Günlerin Erken Doğum Sancısı Mı?

Yazar: HÜSEYİN RAŞİT YILMAZ

İsrail’in Gazze’ye yardım götürmek amacıyla uluslararası sularda seyreden bir Türk gemisine saldırmasının üzerinden akl-ı selim ile düşünecek ve yorumlayacak kadar zamanın geçtiği kanaatindeyim. Ülke olarak ilk andaki infiali kısmen de olsa atlatmış bulunuyoruz.

Malum ilk andan itibaren konu üzerinde yüzlerce makale hem yurt içinde hem de yurt dışında yazıldı ve elan yazılmaya devam ediyor. Bilhassa batıda Türkiye’nin politik ekseninde radikal değişiklikler olduğuna dair yorumlar ağırlık kazanıyor. İçerde ise yine iktidar “yandaşı” kabul edilen basın hükümete methiyeler düzerken “karşıt” kabul edilenler ise en ağır ifadelerle iktidara yükleniyor.

Tamamını oku. »

17 Mar 1998

Hello world. This my website!

Yazar: MUSTAFA ONUR TETİK

Hello world. This my website!

« 1 ... 19 20 21 22 23 24