Tarihi Yarimada Gece

29 Ara 2011

Grebene’den Sarıkamış’a Hilal’e Adanan Bir Ömür: Bekir Fikri Bey

Yazar: OZAN BODUR

Nedir Grebene?

Bir masal kahramanı mı?

Hayır!

Batı dünyasında yayın yapan bir mecmuanın adı mı?

Hayır!

Peki, ismini hiç duymadığımız bir ülkede yetişen tropikal bir bitki mi?

Hayır!

Nedir öyleyse?

Türk insanının kalbi ile teni arasına ilahi bir rötuşla yerleştirilen, bir direniş bir mukavemet ruhudur Grebene…

Kuttul Ammare’nin, kaynağı, Çanakkale’nin cevheri, Dua tepenin madeni, membasıdır Grebene…  Tamamını oku. »

25 Ara 2011

Resulullah’ın (s.a.v) Gölgesindeki Son Türklerin Kumandanı: Fahrettin Paşa

Yazar: OZAN BODUR

Grafik Çalışma: İsmail Kandemir

Birinci Dünya Savaşı sona ermişti…

Bu savaş esnasında Hicaz Cephesinde bulunan ve Medine Müdafaasını çıplak gözlerle seyreden Feridun Kandemir, Babıâli’de bir gazete idaresinde tüm gördüklerini Süleyman Nazif ve Yahya Kemal’e anlatmaktaydı…

Loş odanın içinde kesif bir duygu seli yaşanıyordu…

Feridun Kandemir, şanlı müdafaaya dair hangi anı hatırlasa sesi titriyor, ruhunda volkanlar oluyordu. Anlatılanlar karşısında Yahya Kemal’in dudakları büzüşmeye, gözleri nemlenmeye başlamıştı, Bu sıcağı sıcağına bir anlatıştı, okuyan, öğrenen değil bizzat yaşayan anlatıyordu. Anlatılanlar karşısında gözlerini pür dikkat açıp, sessizce oturan Süleyman Nazif, bir süre dinledikten sonra bir ok gibi yerinden fırlayarak haykırdı;

“…Çoçuk! Çocuk!

Tamamını oku. »

23 Ara 2011

Kafka’nın kafesi

Yazar: AFŞİN SELİM

Yazdıklarının yakılmasını vasiyet eden Kafka’nın, kendi deyimiyle, hortlakların önünde soyunduğunu görüyoruz. Hayat, daha başından kaybedilmiş bir savaş, değil mi zaten? İçinde yaşadığı çağın ve toplumun yabancısı bir adam, geride tedirgin edici izlenimlerini bırakarak, ayrılıyor aramızdan… Yazıları en yakın dostu tarafından piyasaya sızdırılıyor ve kendine özgü Kafkaesk serüven başlıyor. Bir rüya iken kâbusu dönüşen varoluş; bazen bir şatoda, bazen bir dâvâda, bazen bir böcekleşmişlikte anlamlı hale geliyor orada. Para, borsa, döviz işlerinden ibaret görmediği hayatın içinden sesleniyor okuyucusuna Kafka; dinmeyen yaralarını muhafaza ediyor bünyesinde. Mutsuzluklarıyla kucaklıyor hayatı. “Sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla” diyor ya hani, Milena’ya… Büsbütün dibe çekmek isteyen yerçekiminin pusu kurduğu bir ilişki bu!

Tamamını oku. »

22 Ara 2011

Bir Sakıncalı (!) Adam: Ömer Naci

Yazar: OZAN BODUR

Ömer Naci

Üstlerinde çapraz fişek, altında siyah renkli avcı ceketleri ,başlarında astragan tipi kara kalpak,ayaklarında dokuz boğumlu körüklü çizme…

Ve o çizme altından kayan vatan toprağı; kaşları çatık,yüzleri traşsız,sakalları dert tonunda yapmış…

Bıyıklar kaytan ve sarkık hem de tütün renginde…

Koyunlarda payitaht damgalı idam fermanları kuşaklarda çifte su yemiş bir bıçak,birde zulada altı patlar…

Osmanlı’nın yaşam savaşı verdiği duldalarda,kan kokuları içinde barut öksüren  sakıncalı adamlardı onlar…

Kimi Olimpos Gazinosunun anason kokulu  akşamlarında, gramofonda ki ince saz taksimi birde ney eşliğinde efkar çekiyordu ciğerlerine vatan aşkından yana…

Kimi de Essalatü hayrin minen nevm diyen ezanları sinmişliğin,tükenmişliğin,bitmişliğin ortasında usul-usul umut olarak işliyordu memleket kadar yüreklerine…

Tamamını oku. »

22 Ara 2011

Türkiye’de PKK Terörü Biter mi?

Yazar: İKBAL VURUCU

Gazetelerde son günlerde PKK’ya karşı şimdiye kadarki en büyük darbenin indirildiğini ve PKK karşısında tarihinin en başarılı mücadelesinin yürütüldüğü yönünde yorumlar sık sık yer almaya başlamıştır. PKK ile mücadelede iletişim eksenli yeni bir konseptin kabul edildiği yönündeki yorumlarda gözle görülür bir artış söz konusu. “Terörle mücadelede yeni silah: iletişim” diye başlıklar atılıyor. Bu doğrultuda “insaniliğe” vurgu yapan görüntüler medyada yer almaya başladı. Görüntüler içinde, etkisiz hale getirilen teröristlere güvenlik kuvvetlerinin davranışını gösteren mesela, üşüyen bir teröriste askerin parkasını vermesi, mağarada saklanan teröristlerin teslim olmalarını sağlamak maksadıyla ikna edilmeye çalışılması, bir terörist çocuğa babacan tavırlarla şefkatle davranması dikkat çekici ve etkileyici olmuştur. Haberlerin sunuluş biçiminde gözlerden kaçmayan nokta ise “eskiden yapılmayan” bu “yeni mücadelenin” şimdiye kadarki en “kararlı” ve “etkili” biçimi olduğuna yapılan vurgudur.

Tamamını oku. »

21 Ara 2011

Bağdat’taki Son Amerikan Bayrağı İnerken…

Yazar: MEHMET AKİF OKUR

2003’teki işgalin hafızalarda kalan en sembolik görüntülerinden birinde ABD Savunma Bakanı Leon Panetta’nın gönderden indirilişine nezaret ettiği o bayrak vardı. Bağdat’ın göbeğindeki Saddam heykeline tırmanan deniz piyadesi, devrilen diktatörün yüzünü Amerikan bayrağı ile örtmeye çalışıyordu. Dünya bu çarpıcı manzarada ABD’nin kendi suretinde bir Arap ülkesi yaratma arzusunu görmüştü. Şimdi ise bu yanlış hesabın, önce harabeye çevrilip sonra inşası için uğraşılan Bağdat’tan dönüşünü izliyoruz.

En çok merak ettiğimiz şey ise bundan sonra neyle karşılaşacağımız. Merakımızı giderecek sağlam bir tahlil için işe geçmişin kısa da olsa muhasebesiyle başlamalıyız. Sorumuz şu; ABD Irak’a niçin gelmişti? 2003’ten bu tarafa ortaya çıkan belgeler ve yayınlanan hatıratlar, bu soruyu bir sebepler listesi etrafında cevaplamamız gerektiğini söylüyor.

Tamamını oku. »

21 Ara 2011

Çetin: Biyografi Kitabı, Türkiye’de biyografi alanında yazılan ilk eserdir…

Yazar: EDİTÖR

Mahmut Çetin, 1963 Ankara doğumlu. Erzurum A.Ü. Fen ve Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu… 1989 yılında İstanbul’a gelen yazar; çeşitli gazete, dergi ve televizyon kuruluşlarında çalıştı. “Çağdaş Osmanlı Ekseni” iddialı Beyan dergisini ve Biyografi Analiz dergilerini çıkardı. Halen “biyografi.net” yayınevinin editörlüğünü yapmakta…

Biyografi Net yayınevi tarafından neşredilen ve üzerinde dört yıl çalıştığı Biyografi Kitabı, biyografiyi bütün yönleriyle ele alıyor. Türkyorum okuyucuları için kitap çerçevesinde bir söyleşi gerçekleştirdik.

Afşin SELİM / afsinselim@gmail.com

– Niçin biyografi? 

Gerek yazı hayatım gerekse iş hayatım boyunca biyografi eksenli işler yaptım. Yazı faaliyetimin ana omurgası biyografinin bir alt dalı olan aile tarihçiliğidir. Başta Boğaz’daki Aşiret olmak üzere, bu sahada yazdığım eserler belirli bir boşluğu doldurmuştur.

Tamamını oku. »

20 Ara 2011

İkbal Vurucu’dan “Nominalist Aydınların Soy Kütüğü”

Yazar: EDİTÖR

Yazarımız İkbal Vurucu Bey’in Nominalist Aydınların Soy Kütüğü isimli iki ciltlik eseri okuyucuyla buluşmuştur. Derinlemesine tahlil ve tespitleri barındıran eser alanında önemli bir boşluğu doldurmaya namzettir.

 

“Türkiye’de uzun zamandır etnik temele dayalı bir Kürtçülük ve bunun sebep olduğu bölücü Kürt terör örgütü mevcuttur. Bu örgüt genel olarak; Türk Devleti’nin, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren Kürtleri inkâr ve imha siyaseti yürüttüğünü, soykırım uyguladığını, Kürtlerin en temel insanî, demokratik siyasi ve kültürel haklarını vermediğini iddia etmektedir. Bölücüler, özerklik, federasyon gibi süreç­lerle tedricen bir bağımsızlık talepleri olduğunu iç ve dış platformlarda her zaman dile getirmişlerdir.

Şiddet ve terörün eylem ve düşünce bazında her zaman diyalektik bir karakteri vardır. Silahlı gücün yanında entelektüel bir beyin takımı da bu grupları tamamlar. Türkiye’de, terörü meşru bir çerçeveye oturtan, amaçlarına ideolojik destek üreten, bu eksende görüşler geliştiren ve bunun için çalışan akademi, basın ve ekonomi çevrelerinden etkin bir aydın grubu, işlevsel bir varlık göstermektedir. Bu yaklaşım sahipleri, zihniyet kalıpları bakımından genel olarak şiddet ve terör geleneğini güçlü bir damar olarak bünyesinde bulunduran Marksist-Sosyalist bir bilişsel ve ideolojik evrenden gelmektedirler. Türk kimliği ile sorunlu olan veya Türk kimliğine mesafeli bir duruş ser­gileyen kozmopolit İslamcılar da bu eksende değerlendirilmelidir.”

14 Ara 2011

Ehli vatan olmak… Ama nasıl?

Yazar: AFŞİN SELİM

Ahmet Mithat Efendi, “Vatan bir milletin evidir”  derken, haksız sayılmaz. Demek ki vatan büyük evimiz, millet ise büyük ailemizin adı… Çünkü “biz”  duygusu nakşedilmekte vatana; vatanda solunan hava, içilen su, yenilen ekmek bambaşka… En azından ehli vatan için! Bu “bambaşkalık” ister istemez aidiyet duygusu oluşturuyor insanda…

Görüldüğü üzere; toprak ekilmiş, vatan biçilmiştir, toprak insana tabi olmuştur. Sonrasında kupkuru toprak, üstündekilerin maddî ve manevî katkısı ile yoğrulmuştur; aynı vatan üzerinde yaşayan vatandaşlar, dünün toprak parçasını, müşterek unsurlarda buluşarak bir nevî özelleştirmişlerdir, mahremiyet oluşuvermiştir böylece… İnsan; vatanını sakınır, göğsüne namahrem eli değmesine müsaade etmez.

Tamamını oku. »

12 Ara 2011

Türksüz Türkiye Anayasası

Yazar: İSKENDER ÖKSÜZ

1970’lerde bir gün, İstanbul’da, Türk Edebiyatı Vakfı’nın ince uzun salonunda Necip Fazıl Kısakürek’i dinliyorduk. Soru-cevap faslında ideolojiler hakkında ne düşündüğü soruldu. Necip Fazıl koltuğunda hafifçe diklendi, yüze yakın dinleyiciden her birine, sadece kendisine göz kırpılıyormuş intibaını veren tikinin birkaç kez tekrarlamasına izin verecek kadar bekledi. Sonra, her zamanki, söylediklerinin mutlak doğruluğundan şüphe etmeyen tavrıyla haykırdı: “İdeolojisiz insan hayvandır!” Bu söz ortada tokat gibi patladı. Gültekin Samancı’nın, ki rahmetli son derece sâkin bir insandı,  yerinden fırladığını, kapıyı öfkeyle çarpıp çıktığını hatırlıyorum.

Son günlerde hem ideolojilerin, hem de Necip Fazıl’ın ard arda gündeme gelmesi bu konuşmayı hatırlattı.

Tamamını oku. »

« 1 ... 19 20 21 22 23 24 »