Rumeli Hisari

8 Şub 2012

Yazarımız Cem Sökmen Bey ile Yeni Akit’in yaptığı Söyleşi

Yazar: EDİTÖR

 

Kahvehaneler toplumumuzun hayatında nasıl bir işlev görmüştür?

1) Kahvehaneler, bu toplumun hayatında 460 yıla yakın bir zamandır varlığını sürdürüyor. Halk arasındaki adı mekteb-i irfan… Kahvehanelerin yayılmasından önce ev-cami/tekke-çarşı üçlemesinin en önemli hayat alanları olduğunu görüyoruz. Berber dükkânları, hamamlar ve bozahaneler de sosyalleşme ortamları olarak sayılabilir fakat kahvehanenin etkisi bu mekânların çok üzerinde. Bunu 25 yıllık bir zaman diliminde sayının 600’e çıkmasından ve geçen asırlar içinde meslek gruplarına göre türlerinin oluşmasından anlıyoruz. Bunlarla kalmıyor, 19. yüzyılın modernleşme atmosferinde dergi ve gazete gibi süreli yayınların ve yeni eğitim kurumlarından çıkan okur-yazar tabakasının gelişimi “kıraathane” olarak anılan yeni bir formu üretiyor. Ve o günden 1980’lere, Osmanlı-Türk modernleşmesinin meseleleri birinci madde olarak kahvehane ve kıraathanelerde konuşuluyor. Kahvehaneler Peyami Safa, Sait Faik, Haldun Taner, Tarık Buğra gibi literatürün oluşmasında katkıları bulunan isimlerin ortak görüşüyle; çok çeşitli işlevler gören ve çok çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapan mekânlardı. Kitle iletişim araçlarının olmadığı dönemlerde Türkiye’nin bilgi ve haberleşme şebekesi işlevini görüyor. En yaygın örnek olan ve bugün de yaşayan mahalle kahveleri –özellikle geçmişte- bir mahallenin bir vücut gibi oluşuna ciddi katkı sağlıyor.

Dikkat çektiğiniz Aydın Kahvehanelerinin kaybolma sebepleri nelerdir?

2) Şehrin ölçeğindeki büyüme karşılaşmaların doğallığına ve bir mekânın müdavimi olma pratiğine büyük darbe vurdu. Bu değişim 1980’lerden sonra olağanüstü hız kazandı. Tamamını oku. »

8 Şub 2012

Bir ayçiçeği büyür, güneşe doğru…

Yazar: AFŞİN SELİM

Soğuğu sevmez. Yüksek yerlerde yetişmez. Sağlam ve kuvvetli kökleriyle toprağa sıkı sıkıya bağlı olarak yaşar. Toprak, asitli olmamalı. Nehir kıyıları gibi potasyumca zengin topraklarda verimi artar. Gövdesi de, en az kökleri kadar kuvvetlidir. Kökünden koparmak mı? Bozulurlar. Bir müddet suda bekletilseler bile… Işığa karşı duyarlıdır. Güneşin bir anlık hareketi mühimdir onun için, yüzü güneşe dönüktür çünkü… Yüzünü güneşe döndüğü müddetçe, sureti güzelleşir. Güneşinden alır güzelliğini… İstikametinden sapmaz. Canavar otlarına ve kargalara rağmen… Dadanırlar. Canavar otları sömürgendirler, köklerine yapışırlar ayçiçeğinin, beslenmesine zarar verirler. İşbu yüzden uzmanlar, uygun tarım koruma ilaçlarının kullanılması gerektiğini tavsiye ederler. Fakat zamanında, eksiksiz ve aksatmadan… Belli bir olgunluğa eriştikten sonra, hastalığa yakalanabilme ihtimali vardır, ayçiçeğinin. İlk belirti, yapraklarının üzerindeki lekeler şeklinde ortaya çıkar. Kısa zaman içinde çoğalan lekeler, yaprağın pek çok yerinde dağınık vaziyette görülürler. Tamamını oku. »

7 Şub 2012

Fransa Deneyiminin Düşündürdükleri: “Anlam ve Değerler Stratejimizin” Yeni Açılımlara İhtiyacı Var

Yazar: MEHMET AKİF OKUR

Fransa’daki tartışma, Anayasa Konseyi’nin devreye girmesiyle yeni bir aşamaya geçti. Bu önemli başarının altında tüm Türkiye’nin imzası var. Eğer yasa kısmen veya bütünüyle iptal edilirse, Türk diplomasisinin Fransız siyasetindeki çatlakları kullanma becerisi ilgili herkes tarafından dikkatle not edilecek. Peki ya düşünmek bile istemediğimiz ihtimal gerçekleşirse? İç hukuk yollarının büyük bir hızla tüketilmesi, Avrupa’da Sarkozy’nin adımlarını izlemeye hevesli kesimleri teşvik edecektir. O zaman da, özellikle Fransız başbakanının partisinden gelip kanunu Anayasa Konseyi’ne götürecek yolu açan imzaları mercek altına yatırmamız gerekecek. 29 Şubat bu bakımdan kritik bir tarih.Biz olumlu senaryo üzerinden konuşmaya devam edelim. Diyelim ki, yüksek mahkeme söz konusu kanunu Anayasa’ya aykırı buldu, benzer mahiyette yeni bir teklif için de kimse girişimde bulunmadı. Meselemiz halledilmiş mi olacak? Elbette hayır. Ancak, Tamamını oku. »

6 Şub 2012

Aksoy: Eröz, yazdıklarıyla Türkiye’de bir ilk olmuştur…

Yazar: EDİTÖR

Dr. Mustafa Aksoy, 1959 Kadirli doğumlu… Uzmanlık alanı Uygulamalı Sosyoloji ve Kültür Sosyolojisi olan Aksoy, bugüne kadar kendi imkânlarıyla, Tuva’dan Kosova’ya olan Türk kültür coğrafyasında, 14 ülkede saha araştırmaları yaptı. (Araştırmalarını için bakınız: www.mustafaaksoy.com) Halen Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Tarih Eğitimi Anabilim Dalı’nda akademik görevini sürdürüyor. Kültür sosyolojisi, Türk kültürü ve sanatı, Türk damgaları, Doğu ve Güneydoğu Anadolu, İslam öncesi Türk inancı, Alevilik-Bektaşilik, sosyal bilimlerde yöntem gibi konu ve araştırma alanlarında çalışmaları bulunan Aksoy’un; geçtiğimiz günlerde, uzmanlık alanı genel Türk tarihi ve Rusya tarihi olan arkadaşı Doç. Dr. Osman Yorulmaz ile birlikte hazırladıkları  “Mehmet Eröz Armağanı” adlı kitap, Ötüken Neşriyat aracılığıyla okuyucularla buluştu. “www.turkyorum.com”  için Mehmet Eröz ve kitap hakkında Mustafa Aksoy ile bir söyleşi gerçekleştirdik…

Afşin SELİM / afsinselim@gmail.com

– Bu armağan eserin, Prof. Dr. Mehmet Eröz’ün hatırasına uygun olarak, Türk tarihinin farklı dönemlerini konu alan çalışmalardan oluştuğunu öğrendik. Kitap nasıl hazırlandı, zorluklarla karşılaştınız mı?

Kitabın hazırlanmasında öncelikle rahmetli Eröz’ün çalıştığı konularla ve araştırdığı alanlarla alakalı yazıların olmasına dikkat ettik, bunun için seçici davranmak gerekiyordu.  Armağan kitapları hazırlanırken en büyük sıkıntı, istenilen konulara ve kurallara uygun makalelerin gelmemesidir. Tamamını oku. »

3 Şub 2012

Kazakistan’da Neler Oluyor?

Yazar: HÜSEYİN RAŞİT YILMAZ

Bağımsızlığının 20. Yılını kutlayan Kazakistan,  Sovyetlerden ayrılan Asya ülkeleri arasında, doğal kaynaklarının avantajlarını tabana yayma hususunda  daha başarılı olmasıyla öne çıkmaktadır. Demokratikleşme ile ilgili bölge ülkelerinin neredeyse tamamında görülen ciddi sıkıntıların Kazakistan’da da var olduğunu söyleyebiliriz. Lakin bu sıkıntılar bölgenin bir diğer önemli ülkesi Özbekistan’la kıyaslandığında hayli küçük kalmaktadır. Şöyle ki; Özbekistan’da muhalif siyasal yapılar üyelerini devlete bildirme zorunluluğu olduğu için partileşmekten bile kaçınırken, Kazakistan’da muhalif partilere üye yüz binlerce Kazak bulunmaktadır. Nazarbayev’in muhalefete yaşam hakkı tanıyan ama yönetme iradesine ulaşımına set çeken tavrı cumhuriyetin ilk yıllarında ki Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası tecrübelerimizi de anımsatmaktadır. Önceki seçimlerde Nazarbayev’in kızının da parti kurarak seçimlere katılması ve %20 bandında oy alması sonrasında partinin siyasal yaşamdan ayrılması da bu bağlamda değerlendirilebilir. Tamamını oku. »

31 Oca 2012

Kabaklı: Halk kendi müziğini yaşatır!

Yazar: EDİTÖR

Esat Kabaklı, 1954 Elazığ doğumlu. Elazığ Devlet Mühendislik-Mimarlık Akademisi ve İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı mezunu… Elazığ Musiki Cemiyeti’nde kurduğu Türk Halk Müziği Topluluğunu uzun yıllar yönetti. TRT Erzurum Radyosu Türk Halk Müziği Ses Sanatçılığı Sınavını birincilikle kazanarak, Erzurum Radyosu’nda bir yıl süreyle yetişmiş sanatçı statüsünde yer aldı. 1983 yılında, İstanbul Belediye Konservatuarı Türk Halk Müziği İcra Heyeti’nde ses sanatçısı olarak çalışmaya başladı. TRT İstanbul Radyosu’nun Türk Halk Müziği emisyonlarında bulundu. TRT İstanbul Radyosu’nda on iki yıl süre ile görev yaptı. 1998 yılında, İ. Ü. Devlet Konservatuarına geçti. Halen bu kurumda, sanatçı öğretim görevlisi statüsünde, Türk Halk Müziği Topluluğunun Şefliğini yürütmektedir. Türk Halk Müziği genel repertuarına derlemeleri ile kaynak sağlayan ender sanatçılardan birisi olan Kabaklı, ses sanatçısı olarak yurdun pek çok yöresinde ve yurtdışında konserler vermektedir.

Oğul (1997) , Kirve Memi (2000) , Yalnız Türküler / Göç (2002) ve Siyah Beyaz Türküler-Sürgün (2005) adlı dört albümü bulunan Esat Kabaklı, ayrıca “Şeyhül Muharririn” Ahmet Kabaklı’nın yeğeni ve gazeteci-yazar Servet Kabaklı’nın amcaoğludur.

Afşin SELİM / afsinselim@gmail.com 

– Esat Kabaklı’nın gündeminde şu sıralar neler var? 

Bu günlerde yeni bir albüm için çalışmalara başladım. Elazığ folkloruna yönelik bazı beste çalışmalarım var. İnşallah yakında çıkartırız.  Tamamını oku. »

30 Oca 2012

Emperyalizm Hegemonya İmparatorluk’un İkinci Baskısı Ötüken’den Çıktı

Yazar: EDİTÖR

Yazarımız Mehmet Akif Okur’un Emperyalizm Hegemonya İmparatorluk isimli önemli eserinin ikinci baskısı Ötüken Neşriyat’tan çıkmıştır. Emperyalizm, Hegemonya, İmparatorluk, uluslararası politik ekonomi literatürünün en önemli başlıklarını, Irak’ın ABD tarafından işgalini merkeze alarak tartışıyor. Kitapta bu üç kavram, önce sırtlarında taşıdıkları zamandışılık zırhlarından Gramscigil/Coxgil tarihselciliğin nezaretinde sıyrılıyorlar. Ardından da Braudel’i hatırlayarak bir buçuk asrı aşan uzun vade boyunca ardışık dünya düzenlerinin başlıca karakteristiklerini özetliyorlar. Bu yolculuk sırasında Batı yayılmacılığının kolonyalist ve emperyalist evreleri, Marksist ve Liberal geleneklerin eleştirisi etrafında inceleniyor. Daha rafine iktidar mekanizmalarının mercek altına yatırıldığı hegemonya ve imparatorlukla ilgili kısımlarda da, kuruluş döneminden başlayarak Amerikan hâkimiyet mantığının temel kodları ve içine düştüğü kriz üzerinde duruluyor. Yapılan tüm değerlendirmelerin ışığında, fikirler ve çıkarların işgal kararında nasıl buluştuğu sorusu ise son bölümde cevaplanıyor. Burada yalnızca Avrupa’nın özgürlük arayışı,  Batı dışı dünyanın yükselişi ve ulusaşırılaşmadan oluşan dinamikler demetiyle “emperyal eylem” arasındaki bağlantı sorgulanmıyor. Söz konusu sistemik çerçeveyi anlamlandıran tarihsel bloğun ana bileşenleri de tahlil ediliyor. Hristiyan Sağı, Hristiyan Siyonistler ve Yeni Muhafazakârlar gibi grupların oluşum ve koalisyon kurma süreçleri, kendi alt zamanlarına odaklanılarak anlatılıyor.Mehmet Akif Bey’in bu kıymetli eserini okuyucularımıza hararetle tavsiye ederiz.

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=594764&sa=101120448

27 Oca 2012

Fransa Yeni Bir İslamofobi Dalgasının Önünü Açtı

Yazar: MEHMET AKİF OKUR

Fransız Senatosu, Avrupa’nın ortasında ifade özgürlüğünü dâra çeken yasa tasarısını aynen kabul etti. Bu sonuç çok az kimseyi şaşırtmış olmalı. Türkiye’yi bir kenara bırakın, Paris sokaklarında görüşü sorulan aklı başında herkes, resmen savunulan gerekçelerden ziyade siyasi ve stratejik kaygılarla hareket edildiğini söylüyor.

Elysee Sarayı’nın uykularını kaçıran politik dengeleri artık neredeyse ezberledik. Fransa, Cumhurbaşkanlığı yarışına hazırlanıyor. Seçim sistemi iki turlu. Anketlere göre Sosyalist aday yarışı önde götürüyor. Seçmenlerin yaklaşık % 23,5’i ikinci sıradaki Sarkozy’yi, % 21,5’i de aşırı sağın adayı Jean Marie le Pen’i destekliyor. İlk turda hangisi ikinciliği yakalarsa, sonraki turda François Hollande’nin karşısına sağın adayı olarak çıkacak. Yani, aralarındaki gittikçe azalan farkın kapanması, nihai sonuç bakımından çok önemli. Bu durum cemaat oylarının cazibesini arttırıyor. Fakat yasa, zannedildiği gibi Fransız Ermenilerinin mevcut siyasi tercihlerini değiştirmeyecek. Çünkü, zaten oy verdikleri siyasi partilerin hepsi bu kanunu destekledi. Sarkozy başka bir şey yapmaya çalışıyor. Gittikçe kabaran İslamofobik duyguları okşayarak, Le Pen’e yönelen ırkçı kitleye göz kırpıyor. Tamamını oku. »

24 Oca 2012

Tarih Üzerine

Yazar: NURİ CİVELEK

       Heredot ‘dan beri  tarih yazıcılığı anlayışı  dehaların, kahramanların  siyasî ve askerî yapıp ettiklerinin hikâyesi olagelmiştir.

On sekizinci yüzyıl sonu öncesi  tarihin felsefi kritiği, tarih yazımını salt bir tarih metni olmaktan çıkartıp onun felsefî açıdan tarihin akışının yorumu olarak da anlam kazandığı bir dönemdi. Ancak 19.yy sonu tarih yazıcılığı, pozitivizmin etkisi ile de, handiyse felsefe karşıtı bir tutum içine girmiştir. Yine de tarihin düz bir çizgi üzerinde ilerleyen, birbirine gebe safhalara ayrılan ve  kaçınılmaz bir nihai sona,  kader noktasına doğru deterministik bir zorunluluk ile seyretmekte olduğunu “Çizgisel (Lineer) Tarih” veya birbirinin tekrarı olan safhalardan oluştuğu, tekerrürden ibaret olduğu  iddiasındaki kökenleri  Eflatun felsefesine kadar inen  –Doğu’da aynı tarih felsefesinin muadili olarak İbn Haldûn ismi öne çıkmaktadır– adına “Çevrimsel-Döngüsel Tarih” denen  bütün dünyada tarih felsefesine derinden tesir eden adına felsefî  tarih görüşleri, gözden düşse de tarihin akışının yorumu , tarihin neliği problematikleri hiçbir zaman entelektüel mesainin tamamen dışında kalmadı. Tamamını oku. »

23 Oca 2012

Sert Bakışlı Değil Sevgi Bakışlı Ülkücüler: Samsun Ülkü Ocaklılar

Yazar: İKBAL VURUCU

Ülkücülük Algısının Beslendiği Etkenler Üzerine Düşünceler

Ülkü ocakları Türkiye’nin en köklü sivil toplum örgütlerinden biridir.  Aynı zamanda üye sayısı bakımından da küçümsenemeyecek bir orana sahiptir. Ülkücü düşüncenin toplumsallaşmasında ve etkin bir hale gelmesinde her dönem belirleyici bir işleve sahip olmuştur. 1970’li yıllarda Ocağın belirgin özelliği güçlü bir dayanışma merkezi haline gelmesi ve ülkücülerin eğitimlerinin sağlandığı bir mektep olmasıdır. Seveni kadar sevmeyeni de vardır. Ülkü Ocakları ve ülkücüler on yıllarca vatanseverliğin, dostluğun, kardeşliğin bir mekânı olmasına rağmen 1980 darbesi sonrası bazı durumlar olumsuz bir algının inşasında belirleyici oldu. Zaman zaman mafyalaşmanın ve çeteleşmenin içinde bir kısım insanların kendilerine “ülkücü” sıfatını vermesi Ülkücü düşmanları tarafından karşı propagandanın merkezine yerleştirildi. Bu insanların Ahmet Arvasi’nin  “ülkücülükten geçinenler” kategorisine tekabül ettiği görülmektedir. Tamamını oku. »

« 1 ... 17 18 19 20 21 ... 24 »