Tarihi Yarimada Gece

16 Tem 2012

Kürtler Nedir? (1): Millet Kavramı

Yazan: MUSTAFA ONUR TETİK

Mefhumlar kullanılageldikçe etimolojik köklerinden uzaklaşıp mana değişikliğine uğrayabilirler. Aynı kelime ile ifade edilen soyutluğun karşılığı her çağda aynı somut şeye tekabül etmeyebilir. Bu anlam farklılaşmalarının çoğu, zaman içerisinde dünyada yaşanan değişiklikler sebebiyle tabii yolla tebarüz eder. Bunun yanı sıra kavramlar, kullanıldıkları söylem içerisinde bağlama göre de başkalık gösterebilir. Bu durum bir kavramın mana muhteviyatının çeşitlenmesinden doğmaktadır. İşte bu çeşitlilik durumu kimi zaman kaotik vaziyetlere yol açabilir. Çünkü diyalog halinde sürdürülen bir çalışma içerisinde kullanılabilecek muhtemel kavram setinin mana bakımından berraklığa kavuşturulmaması, bir fikir teatisini ya da mücadelesini, kör döğüşü haline çevirecektir. Bu da demektir ki, hangi konu ile iştigal ediyor olursak olalım, öncelikle üzerinde yürüyeceğimiz kavramlardan ne anladığımızı muhataplarımıza bariz bir şekilde açıklamalıyız.

İmdi, cevap aradığımız sorulara geçmezden evvel, yazımızın konusunu oluşturan ‘millet’ mefhumundan ne anladığımızı izaha çalışalım. ‘Millet’ kavramını açıklamak adına aslında başlı başına bir literatür oluşmuş durumda. Burada bizim bu literatüre katkı yapmak gibi bir iddiamız yok. Konunun anlaşılabilmesi bakımından ‘millet’ kavramının sık kullanılan iki yüzünü göstermeye çalışacağım sadece. Çünkü en netameli konulardan biri olan millet ve milliyetçilik meselesinin büyük sorunlar çıkarma istidadına sahip yapısı, aslında bu kavramlarla ne ifade ettiğimiz anlaşılamadığı için ortaya çıkıyor ve bireyler arası iletişimsizlik problemi yaratıyor.

‘Millet’ kelimesinin tarihsel geçmişinden ve akademik dünyadaki kavramsal tartışmalardan azade günümüzde sosyolojik sınırları olan bir mefhum olarak iki şekilde kullanıldığını müşahede etmekteyiz. İlki, organik bir bütünsellik olarak ‘millet’ kavramı. Yani, iradi bir müdahaleden münezzeh bir halde dahi belirli bir yekparelik gösteren insan topluluğu. Bu yekpareliğin tesisinin temeli ırk, dil, kültür gibi ayrı amiller penceresinden tasavvur edilebilir. Millet mefhumuna, ‘kurgu’,’ suni’  olma ithamlarının sahibi hayali cemaat teorileri dahi belirli bir seviyede belirli bir insan grubunun temel ortaklıklarını reddedemez. İşte bu ham halde bulunan ortaklıklara sahip insan toplulukları, tarihsel bir bütünlük içerisinde okunur ve millet kabul edilir. Bu kabul şöyle bir sorun ortaya çıkarır, ırk, dil ve kültür olarak ince dahi olsa ayırıcı özelliklere haiz her topluluk ‘millet’ kabul edilebilir mi?

Bu soruya cevabın ilkesel karşılığı, kendimizi tanımlamamızda gizli. Örneğin, ‘Türk’ olmaktan ne anladığımız sorusuna verdiğimiz yanıt, diğerlerini tanımlarken bu cevaba ilkesel olarak sadık kalmayı gerektirir. Eğer biz Türk milletine ait olmayı, ırki/kalıtsal/biyolojik olan içerisinden okuyorsak farklı genetik ortak özelliklere sahip her topluluğu ‘millet’ kategorisinde değerlendirmekle mükellef oluruz. Veyahut Türk milletine dâhil olmayı kültürel, etnik ayırıcı özelliklerinizde buluyorsanız, karşınızdaki her farklı etnik grubun mensuplarını ayrı bir ‘millet’ olarak tanımlamak durumundasınız. Bu okuma biçiminin yanlış veya doğru olması bizim meselemiz değildir. İşin aslı burada yanlış veya doğru kullanım diye bir şey de yoktur. Millet kavramı toplum içerisinde büyük bir kesimce yukarıda bahsettiğimiz minvalde kullanılmaktadır. Kültürel bütünlüğün milletin temelini oluşturduğunu kabul eden görüşün, diğer kimi kültürel grupları millet kategorisinde değerlendirmemesinin sebebi, mevzu bahis olan kültürün standardize olmamasıdır. Ancak bu standardizasyon meselesi devletin konusu olduğundan, devlet halinde bulunmayan etnik toplulukların, bu suretle millet olmadığını iddia etmek doğru olmaz. Bu organik bir bütünlük değil politik irade meselesidir çünkü. İşte bu noktadan millet meselesinde kültürel olandan hukuki ve siyasi olana geçmekteyiz.

‘Millet’ mefhumun ikinci önemli kullanım alanı hukuktur. ‘Millet’ ulusal ve uluslararası hukuk metinlerinde egemen bir devletin din, dil, ırk, kültür gözetmeksizin bütün vatandaşlarının yekününe verilen addır. Anayasamızın o meşhur 66. Maddesi esasen vatandaşlığı değil, “Türklüğü” tanımlar. “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” Buradan iki ayrı mana istihsal edebiliriz. Birincisi, Türkiye’de Türk’ten gayrısı yoktur. Kültürel bağlamda Türkiye’de Türk’ten gayrısı mevcut olduğuna göre burada referans verilen kültürel bir bütünsellik değildir. İkincisi, Türkiye nüfus cüzdanı taşıyanlar dışında Türk yoktur. Türk vatandaşı olmayıp Türkiye’deki çoğunlukla aynı kültüre sahip insanlar da bulunduğuna göre yine bu tarif yukarıda izah ettiğimiz Türklüğe işaret etmemektedir. Anayasadaki bu tanım, ( kötü bir şekilde ifade edilmiş olsa da) yaşadığımız hukuki milletler sistemi içerisinde anlamlıdır. Günümüzde hala, yaşadığımız küresel sistemi düzenleyen kurallara ‘Uluslararası/Milletlerarası Hukuk’ adını vermekteyiz. Evrensel problemlerimize çözüm aradığımız birinci mercii ‘Birleşmiş Milletler’dir. İşte bu kurum ve kavramların içerisinde geçen millet teriminin muhteviyatı birincisinden farklıdır. ‘Millet’ terimiyle uluslararası kurumlarda yapılan temsil, bir devlet vatandaşlarının sadece bir bölümü adına değil, fark gözetmeksizin bütün vatandaşlar adına yapılır. Buna göre bir insan topluluğunu ‘millet’ olarak tanımlamak tamamen politik ve hukuksal olana endeksli haldedir. Kısaca bu bağlamda ‘millet’ bir devletin vatandaşı olan ‘herkes’ dir. 

Günümüzde Kürt meselesi ile ilgili olan tartışma aslında birazda Kürtlerin hakları değil Kürtlerin aslında ne oldukları ile ilgilidir. Kürtler sadece yöresel folklorik bir grup mudur? Ayırıcı özelliklere sahip bir etnik/kültürel grup mudur? Yoksa kendi başına Türkiye’nin geri kalanından ayrı bir millet midir? Kürtlerin ne olduğuna dair verdiğimiz cevap, haklarının ne olması gerektiğine dair verdiğimiz cevabı belirler. Bir sonraki yazımızda yukarıda kabaca izah etmeye çalıştığımız ‘millet’ mefhumunun kullanımları açısından Kürtlerin hangi sosyal bilimsel kavramla ifade edilecek tür bir insan topluluğu olduğunu irdelemeye çalışacağız.

Devam edecek…

Geçmiş Yazılar

Comments are closed.