Sultanahmet-Ayasofya

23 May 2016

Kelebek Etkisi ve Kaos Teorisi

Yazan: AFŞİN SELİM

turkyorum-kelebek etkisi kaos teorisiMeteorolog Edward N. Lorenz, çalışmaları esnasında bir sistemin başlangıç verilerindeki küçük değişikliklerin büyük neticeler doğurabileceğini öngörür. Bu öngörüye göre, “Brezilya’daki bir kelebeğin kanat çırpması, Teksas’ta fırtına kopmasına sebep olabilir.” Küçük bir durumun beklenmeyen, hesaplanmayan, önceden bilinmeyen ve kaos boyutlarına ulaşarak sürekli büyüyen etkisi…

Teoriye göre, kaos büyüyerek artar.

Meteorolog olarak hava tahminlerinde bulunan Lorenz’in, geliştireceği program için bilgisayarına hatalı veriler girmesi, binde birlik bir farktan büyük hava değişimlerinin ortaya çıkması ve sonrasında maruz kaldığı bir takım yanlışlıklar, onu umulmadık ve öngörülemeyen neticelere muhatap kılar. Lorenz bir sistemdeki başlangıç verilerinde gerçekleşen ufak bir değişikliğin, ortaya çıkacak neticenin yarısından fazlasını değiştirebileceğini düşünür. Bir diğer yandan, kaos teorisi için kelebek metaforunu kullanır ve birbirine bağlı olan şeylerin olacak olan bir başka şeyin sebebi olabileceğini söyler. Kelebek, kanat çırptıkça, statik yani durağan vaziyet yitirir ve bu küçük değişim artarak devam eder. Olumluluğu veyahut olumsuzluğu bir yana, sürükleyici tesiri başlamış olur böylece. Fizik alanında yapılan söz konusu çalışma, esasen, kaostan doğan düzenin içinden çıkılmaz olmadığını kanıtlar muhatabına. Başıboşluk veyahut başıbozukluk olarak tanımlayamayız bunu…

Sindirim sistemimizi düşünelim. Canlı varlıklarda besin sindirimi ilk olarak ağızda besinlerin çiğnenmesiyle başlar, ağızda iyice ezilen besinler önce yutağa, ardından da mideye gönderilir, mide kasılarak gevşer, besinler küçüldükçe küçülür, böylece mide öz suyu ile kimyasal sindirim gerçekleşir, küçülen ve öğütülen besinler kana karışmak üzere ince bağırsağa gönderilir, zararlı ve gereksiz olan besin parçacıkları ise buradan kalın bağırsağa, oradan da anüse gönderilerek vücuttan atılır. İşte kelebek etkisine ve kaos teorisine “canlı” bir misal…

Tabii olarak “parça bütünün habercisidir”, bütünü parça parça anlayabiliriz.

Değişimler ve dönüşümler nasıl gelişir zaten? Bir adım atarak, küçümsenen o bir adım öylesine anlamlıdır ki… Bazen küçük bir adım atmak gerekmez mi? Küçük bir adım, hayatın nasılını ve niçinini ifşa eder. Parça, bütüne götürür. “Tabiat boşlukları affetmez” yine.  Boşluğun içinde kaybolmaz hiçbir şey: Yalnızca saklar kendisini. Zincirleme bir reaksiyon müşahede edilebilir burada…

Hadiseler vesilesiyle her şeyin zıttıyla kaim olduğuna inananlar, karşılığını aradıkları şeyin karşıtını da bilmek mecburiyetinde. İfade çoğu kez bir diğer ifade üzerinden buluyor mahiyetini. Savaşın barışla, barışın savaşla olan ilişkisi gibi…

Gelgelelim, tercihlerimizle şekillendiririz yaşantımızı. Olaylar ve olgular üzere yaşarız. Maruz kalırız yani.  Kaos teoremine dayanan bir metafor olarak kelebeğin kanat çırpışının, kilometrelerce ötede bir fırtınaya sebep olabileceğini düşündüğümüzde, insanın maruz kaldıklarının sorumlusu olduğu yadsınamaz. Homeros’tan sonra, Yunan mitolojisinde, ikinci büyük kaynak olarak görülen Hesiodos, dilimize “İşler ve Günler-Tanrıların Doğuşu” adıyla çevrilen eserinde, “başlangıçta kaos(khaos) vardı” der. O’na göre, her şeyin başıdır kaos. Yunancada bu fiil esnemek, açılmak, yarılmak anlamlarını içerir.

Doğru ile yanlış, güzel ile çirkin, iyi ile kötü… Tesadüfler sonucu belirmiş olamaz elbette. Hiçbir şey sebepsiz yere varolmuş değildir çünkü. Kaostan doğan düzen, yıkıcı olduğu kadar yapıcıdır da. İrade ve azim gerektirir bu da.  Doğru ile yanlışın, güzel ile çirkinin, iyi ile kötünün toplamı olarak insan, layık olduğu hayatı yaşar. Hangi ahlakın hayatını tercih ettiyse…

İnsanı insan kılan uğruna savaştıkları değil midir?

Rivayete göre, Cengiz Han’ın, yola söylenenden geç çıkan ve vurularak öldürülen habercisinin ardından söyledikleriyle meseleyi noktalandıralım;

Bir çivi kaybolduğu için bir nal kayboldu,

Bir nal kaybolduğu için bir at kayboldu,

Bir at kaybolduğu için bir savaşcı kayboldu,

Bir savaşcı kaybolduğu için bir haber kayboldu,

Bir haber kaybolduğu için bir savaş kaybedildi,

Bir savaş kaybedildiği için bir ad kaybedildi,

Bir ad kaybedildiği için bir ülke kaybedildi…

_______________________________


Paylaş:

    Geçmiş Yazılar

    Comments are closed.

    • İZ BIRAKANLAR

      "Bana öyle geliyor ki, biz insan için, ülkemiz için istediğimiz ve savunduğumuz fikirlerden ötürü değil, bu düşüncelere layık kimseler olamadığımız için yargılanabilirdik. Zahiri sebepler neler olursa olsun, belki de yargılanmamızın gerçek sebebi budur. Ve belki bizi yargılayan güç de bunun sıradan bir vesilesidir. Gerçeği Allah bilir."

      Nevzat Kösoğlu (Askeri Mahkemedeki savunmasından)

    • Sosyal Ağ

    • Sosyal Medya

    • ETİKETLER