Ayasofya Camii

22 Eki 2012

İkbal Vurucu’nun Yeni Kitabı’na Dair

Yazan: HÜSEYİN RAŞİT YILMAZ

Bahsi geçen eserin takdim yazısıdır.

Mehmet Genç hoca meşhur eseri “Osmanlı İmparatorluğu’nda Devlet ve Ekonomi”nin önsözünde ilmi serüvenini “Hac Yolunda Bir Karınca” ya benzetir. Hakikaten hocanın bir ömrü gerçeği aramaya vakfeden hayatı bundan daha isabetli bir tanımlamayla ortaya konulamazdı. Bizim neslimizde “Hac Yolunda Bir Karınca” olmaya azmedenlerin sayısı sanıldığı kadar çok değil ne yazık ki…

İstikameti belli, yürünecek yolun uzun ve çetrefilli oluşu gözünü korkutmayacak şevkte velud kalemlerin varlığına duyulan ihtiyacı iliklerimizde hissedebiliyoruz. Bizatihi bu hissin varlığı dahi gelecek adına ümitvar olmamızın sebeplerinden telakki edilebilir. Elinizdeki eserin müellifi İkbal Vurucu Bey neslimizin anılan ihtiyaca cevap vermeye azmetmiş, bu uğurda fikir çilesi çekmeye talip olmuş münevverlerindendir. Uzun fikri hazırlık safhalarının ardından birbiri ardına neşredilmeye başlayan hacimli çalışmaları atide kendisinden beklentilerimizi arttırmaktadır.

İkbal Bey bu çalışmasında çok kültürcülük, ontolojik ırkçılık ve Kürt Açılımı gibi son yılların en can alıcı konularına vukufiyetle değiniyor ve Türk milliyetçiliği perspektifinden değerlendirmelerde bulunuyor. Bu değerlendirmelerin çoğu zaman düğümlendiği nokta adına kimi zaman “aydın yabancılaşması” da denilen vakıadır.

Milletin kültür havzasından kendilerini soyutlayarak millete doğal mecraının dışında bir yön tayin etmeye hevesli ve bu uğurda gayretli bir “okumuş” zümrenin varlığına bir asrı aşkın bir zamandır aşinayız. Esasında milletin kültür havzasından kendini soyutlama hali ideolojiler üstü bir mutasyon olarak kabul edilebilir. Zira bu halin kendilerini liberal, sosyalist, İslamcı vb… olarak tanımlayan geniş bir skalada pek çok grupta müşahede edildiğini söyleyebiliriz. İkbal Bey’de büyük bir isabetle mühim bir sorun olarak elan karşımızda duran “ontolojik ırkçılık” ın bu “aydın” zümrenin problemli zihni dünyalarının tezahürü olduğunu belirtmekte. Çalışmasında ontolojik ırkçılığın sorumlularını, örneklerini ve tahribatını ortaya koyan Vurucu’nun “Kürt Açılımı” sürecinde yaşananları bu perspektiften okuyucuya sunması zihin açıcı bir vazife ifa etmekte.

Eserin en can alıcı noktalarından birisi Vurucu’nun Türk milliyetçiliğini “ontolojik ırkçılığa” karşı bir direnç merkezi olarak konumlandırdığı bölümdür. Vurucu bu bağlamda Türk milliyetçilerinin anlam dünyasını, referans kaynaklarını ve zihni formasyonlarını ortaya koyarak meseleye yaklaşmakta, Türk milliyetçiliğinin kültür temelli kapsayıcılığını ontolojik ırkçılığın tahribatını tedavi edecek bir şifa kaynağı olarak sunmaktadır.

Malum çoğu zaman kendi tarihi yolculuğumuzun ürünü olmayan kavramlarla düşünce dünyamızı şekillendiriyoruz. Tariflerimizi, tespitlerimizi “hazır” olarak alıyor ve zahmetsizce sarfediyoruz. Teoman Duralı hocanın ifadesiyle “Bulunduğumuz coğrafyayı Yakındoğu olarak kabul etmek” sıkıntısıyla karşı karşıyayız. Dünyanın merkezinin Londra olduğu dönemden kalma tanımlamalarla coğrafyasını tarif eden bir toplumun kendi sosyal sorunlarında özgün tedaviler geliştirmesi pek mümkün olmasa gerektir. Bu özgün olamama derdi, bizden beyinlere sahip olamamanın tezahürüdür. “Bizden” beyinlerin “bizim” dertlerimize “bize” uygun çareler bulması yegane çıkış noktamızı oluşturuyor. Binlerce yıllık tarih yolculuğumuzda kıtalar boyu hüküm sürerken de, beka problemiyle karşı karşıya kaldığımızda da “biz” in enerjisiyle varlığımızı sürdürdük. “Biz”in içinde varlığını milletimizin varlığında eritmiş Mustafa Celalettin Paşa’ların, Uceym Sadun Paşa’ların daima şükranla yad edilecek simalar olduğunu hatırdan çıkarmamak lazımdır. Aslı Leh olan Mustafa Celalettin Paşa ile Arap olan Uceym Sadun Paşa’yı “biz”den kılan motivasyon bugünkü sıkıntılarımızın çözümü için yol gösterici olma potansiyeli taşımaktadır. İkbal Bey’in merhum Arvasi hoca ve benzerleri üzerinden misallendirdiği durumda bu hale işaret etmektedir.

Ezcümle bu eserde “biz” e dair meselelerin tespitine ve tedavisine odaklanmış “bizden” bir kalemin fikirlerini bulacaksınız. Ümidimiz müellifin düşüncelerinden hakkıyla istifade edilmesidir.

Geçmiş Yazılar

Comments are closed.