Ayasofya

22 Oca 2013

Halep: Bir Varmış Bir Yokmuş

Yazan: HÜSEYİN RAŞİT YILMAZ

Türkyorum - halep bir varmış bir yokmuşSuriye’de iç savaş ikinci yılını doldururken, Arap Baharı’nın uğradığı diğer ülkelerle kıyas kabul etmeyecek derecede bir yıkımla karşı karşıya bulunduğumuz aşikâr. Sular durulduktan sonra yeniden inşası on yıllar alabilecek bir enkaz ve belki de rehabilitasyonu ondan daha uzun süre gerektirecek bir toplumsal psikoloji olacak. İstisnasız tüm tarafların belli ölçülerde ama muhakkak kaybettiği bir süreç işliyor. Bu sürecin en çok kaybedenleri listesinin başına şehirleri de koyabiliriz tereddütsüz. Humus ve Hama gibi büyük şehirlere artık şehir denebilir mi yahut Rakka, Deyr-i Zor, İdlib ve Dera’dan geriye ne kaldı sorularına malumunun ilanı kabilinden cevaplar verilebilir. Bununla birlikte Suriye’de şehirlerin durumunu ifade ederken istifade edilecek temsil kabiliyeti en yüksek örnek kent Halep olsa gerektir. Savaşın etkisi ülkenin ekonomik başkenti kabul edilen Suriye’nin en büyük şehrine 2012 Temmuz’una kadar ciddi manada uğramamıştı. Temmuz’da başlayan şiddetli çatışmalarda rejimin, muhalifleri şehirden çıkarma çabaları sonuçsuz kaldı. Bugün itibariyle Halep’in kuzeyi bütünüyle muhaliflerin kontrolü altında, çatışmalar kentin tarihi merkezi olan mahallelerde yoğunlaşmış, ordu kuvvetleri şehrin güneyinde mevzilerini korumaya çalışıyor. Muhalifler aralarında Azaz ile Halep yolu arasında lojistik önemi büyük Piyade Okulu ve düzenli ordunun komuta merkezi olarak da kullandığı 111. Üs’sün de bulunduğu askeri tesisleri ele geçirdi. Bununla birlikte güneydeki büyük askeri akademi başta olmak üzere bazı önemli askeri noktalar rejimin kontrolünde.

Milyonlarca insanın ve binlerce yıllık tarihi eserlerin ağır silahların kullanıldığı bir savaşın dekoru olmaktan öteye gidemediği bir atmosfer var Halep’te. Halep’te sivil kayıplar hava bombardımanlarında yahut keskin nişancılarla gerçekleşmiyor sadece. Açlık, soğuk, salgın hastalıklarda öldürüyor Halep’i, Halepliler’i. Şimdiye kadar yaşanmayan hadiseler yaşanıyor şehirde. Caddeleri sağlı sollu süsleyen ağaçlar kökünden kesilmiş halde. Parklarda bulunan bankların ahşap malzemeleri gibi onlarda ısınmak isteyenlerin ihtiyacına cevap vermiş. Bu hal son dönemde Suriye’ye ihracatımızın yeni kalemlerine anlam kazandırıyor: hızar ve odun sobası. Sınır boylarındaki illerimizden son aylarda Halep ve civarına en çok gönderilen ürünlerin mum, gaz lambası, un, mazot, mutfak tüpü vb… olması şehrin zaruret halini açıklıyor. Savaştan önce Suriye’de petrol ürünleri oldukça ucuz olduğu için ısınmada da yaygın bir şekilde kullanılmaktaydı. Şam sadece kendi kontrolündeki bölgelere petrol sevk ettiği için pek çok şehirde olduğu gibi Halep’te de ulaşım ve ısınma imkânları ortadan kalkmış vaziyette. Çoğunlukla Gaziantep, Hatay ve Şanlıurfa’dan yerli tüccarlarca getirilen ürünler de karaborsada. Halep’te Temmuz 2012’ye göre mazot fiyatları 7.5 kat, mutfak tüpü fiyatları 11 kat, ekmek fiyatları ise 20 kat artmış durumda. 16 SYP olan mazot 120 SYP’ye, 350 SYP olan mutfak tüpü 4000 SYP’ye, 15 SYP olan ekmekte 300 SYP’ye çıkmış.

tablo1

tablo2

tablo3

Şehrin elektrik ve su şebekesi tahrip olduğu için Halep akşamları karanlığa bürünmekte, telefon, internet kullanılamamakta, su ihtiyacı küçük tankerlerle kısıtlı bir şekilde giderilmeye çalışılmaktadır. Son aylarda sık karşılaşılan fırın bombalamaları nedeniyle karneyle temin edilebilen ekmeğe ulaşmakta ciddi bir risk almak manasına gelmektedir. Belediyecilik hizmetleri bütünüyle durduğu için çöp dağları oluşmakta, susuzluğunda etkisiyle salgın hastalıklar artış göstermektedir. Halep’in en büyük sağlık kuruluşu olan Şifa Hastanesi bombardımanda bütünüyle yıkılmış, diğer hastanelerin çoğu da kullanılamaz hale gelmiş. Bu nedenle Halep’te sağlık hizmetleri küçük kliniklerde güç şartlarda verilebiliyor. Şartların yetersizliği nedeniyle hastaların ağır olanları Türkiye’ye gönderiliyor. Rejimin çekildiği bölgelerde oluşturulan yerel komiteler aracılığıyla şehirde koordinasyon sağlanmaya çalışılıyorsa da her muhalif grubun müstakil yapılanması olduğu için genel bir çatı organizasyonundan bahsetmek mümkün değil.

Halep’in eski günlerini hatırlatan pek az devamlılıktan biri de Halep Üniversitesi’nin kesintilerle de olsa eğitime devam etmesiydi. Şehrin güney batısında rejimin kontrolündeki bölgede bulunan Halep Üniversitesi’nin geçtiğimiz günlerde onlarca öğrencinin ölümüne ve yüzlercesinin yaralanmasına neden olan bir hava bombardımanıyla vurulması sonucu üniversite eğitime süresiz ara verdi. Bazı fakülte binalarına yerleşmiş olan evsiz sivil ve öğrenciler rejim güçleri tarafından üniversiteden çıkarıldı ve yerlerine askerler ile şebbiha milisleri yerleştiriliyor.

Halep’te Haleplilerin trajedisine Halep’in tarihi de eşlik etmekte. Unesco’nun Dünya Kültür Mirası listesindeki şehrin tarihi merkezinde pek çok önemli eser tahrip edildi. Çatışma ve bombardımanlarda hasar gören eserler arasında 8.yüzyılın başında yapılan içerisinde 11. Yüzyıldan kalma pek çok sanat eseri de barındıran Halep Emevî Camiî (Büyük Camiî) ve 14. Yüzyıla tarihlenen meşhur Halep Çarşısı (Medine Çarşısı) da bulunmaktadır. 1500 dükkânın yanarak yok olduğu Halep Çarşısı’nda[1] ve diğer eserlerde meydana gelen hasarın vahameti açık olmakla birlikte, boyutu ancak uzmanların incelemesiyle anlaşılabilecektir. Unesco’nun, tarafları tarihi eserleri koruma konusunda uyardığı ve yaşananları trajedi olarak nitelendirdiği[2] Halep’te halen çatışmaların en yoğun olduğu bölge kentin tarihi merkezi olduğu için tahribatın boyutu hızla artmakta.

Gelinen noktada rejimin muhalefeti bastıracak, muhalefetin de rejimi değiştirecek imkân ve kabiliyetinin olmadığı görüldü. Denge halinin devamının savaşın uzaması anlamına geldiği düşünülürse yarının Halep’inin durumunun bugünü aratacağı söylenebilir.

Bu yazı ilk olarak TEPAV  tarafından , 22.01.2013 tarihinde yayınlanmıştır.

 


 

[1] “Syria crisis: Aleppo’s historic souk burns as violence continues”, http://www.guardian.co.uk/world/middle-east-live/2012/oct/01/syria-aleppo-souk-destroyed-live 

[2] “UNESCO Director-General deplores the increasing threats and possible damage to the Umayyad Mosque in Aleppo, Syria”, http://whc.unesco.org/en/news/945

Paylaş:

    Geçmiş Yazılar

    Comments are closed.

    • İZ BIRAKANLAR

      "Bana öyle geliyor ki, biz insan için, ülkemiz için istediğimiz ve savunduğumuz fikirlerden ötürü değil, bu düşüncelere layık kimseler olamadığımız için yargılanabilirdik. Zahiri sebepler neler olursa olsun, belki de yargılanmamızın gerçek sebebi budur. Ve belki bizi yargılayan güç de bunun sıradan bir vesilesidir. Gerçeği Allah bilir."

      Nevzat Kösoğlu (Askeri Mahkemedeki savunmasından)

    • Sosyal Ağ

    • ETİKETLER

    • İLETİŞİM

      Editör: Yasin Karabulut

      editor@turkyorum.com

      Facebook Twitter More...