Sultanahmet-Ayasofya

19 Eyl 2011

“Hainlik” Türk Milliyetçiliğinin Şanındandır

Yazan: HÜSEYİN RAŞİT YILMAZ

Malum-u âliniz bir süredir Türk milliyetçiliğinin meselelerine dair fikri bir tartışmayı ilgiyle takip etmekteyiz. Zaman zaman üslup sertleşse de bereketinden bir şeyler kaybetmediğini belirtmemiz gerekir. Zira tartışmada ki seviye ve üslupta ki müspet ya da menfi değişimler dahi oldukça öğreticidir. Uzun süredir eksikliğini hissettiğimiz öz eleştiri mekanizmasının yeniden vücuda gelmesi göz ardı edilemeyecek bir ilerleme kabul edilmelidir. Bu anlamda süreci başlatanlara kalbi bir teşekkürü vicdani bir sorumluluk kabul ediyorum.
Tartışma sürecinde görülmüştür ki; şahıslara indirgemeden fikri tartışmalar yapma hususunda ki eksikliğimiz devam etmektedir. Kelamı söyleyenin kimliği üzerinde düşünce beyanı kelamın bizatihi kendisinin önüne geçebilmektedir. Şüphesiz bu halde odaklanılması gerekenlere yeterince yoğunlaşamamayı beraberinde getirmektedir.

Keşke imkanlar oluşturulsa da bu tartışmaya Türk milliyetçiliğine dair söz söyleme liyakatine sahip farklı entelektüellerimizde dahil olsa. İskender hocamızın bu tartışma sürecinde üstlendiği rolü düşündüğümüzde mesele daha net anlaşılacaktır.
Şunu unutmamak gerekir ki; bu tartışma Gökalp geleneğinin kendi içinde ki gelişim sancısının dışa vurumudur. Erol Güngör Ziya Gökalp’i eleştirirken Gökalp geleneğinin seçkin bir temsilcisi sıfatıyla eleştirmekteydi. Merhum Erol hocamızın Gökalp’i eleştirirken kullandığı hürmetkâr üslup bu manada örnek alınması lüzumlu bir davranış biçimidir. Bilindiği üzere tabulaştırmakta pek mahir bir camiayızdır. Bilhassa hayatta olmayan kıymetlerimizin eleştirilmezlik zırhına büründürülmesini onlara saygının ve bağlılığın olmazsa olmazı kabul etmeye meyilli olanlarımız çoktur. Bu durum esasında babasından kalan şirketi babasının döneminin şartlarına göre idare etmeye devam eden evladın haline benzer. Oysaki evlada düşen vazife atasından kalan temel ahlaki umdeleri ve tecrübeyi muhafaza ederek kendi döneminin şartlarına göre mevcut yapıyı geliştirmesidir. Bu yapılmadığı takdirde süpermarket devrinde ki bakkal hali ortaya çıkar. Bugün temel meselemiz Türk milliyetçiliğinin zengin mirasının üzerinde ki ölü toprağını kaldırmaktır. İçerden de olsa her eleştiriyi bir düşman taarruzu olarak görmek, kendini herkesten daha samimi bulmak, Türk milliyetçilerini camianın müesses nizamının bekçileri konumuna indirgemek hareketin geleceğini ufuksuzlaştırmak demektir.
Elbette her gelişim içinde bir takım sancıları barındırır. Daha iyiye ulaşma adına söz söyleyen, fikir üretenlerin suçlamalara maruz kalması da tabidir hatta bizde pek tabidir. “Hain” listesi oldukça kabarıktır bizde. Bizzat rahmetli Türkeş Bey’e Atsız Hoca çevresi “hain” dememiş midir? Galip Erdem’de, Erol Güngör’de, Sadi Somuncuoğlu’da, Nevzat Kösoğlu’da, Nuri Gürgür’de bu iftiradan nasiplerini almamışlar mıdır? Türkeş Bey hapisteyken Devlet Bey’e yapılan saldırıların arkasında Devlet Bey’e yöneltilen “hain” suçlaması yok mudur? O zaman ironik bir şekilde denilebilir ki; “hainlik” Türk milliyetçiliğinin şanındandır.

Hüseyin Raşit YILMAZ

Geçmiş Yazılar

Comments are closed.