istanbul yarimada

28 Şub 2012

Dünya Vatandaşı Aydınlar Üzerine-1

Yazan: İKBAL VURUCU

Dünya Vatandaşı Aydınların Temel Özellikleri

Yakın zamanda terör ve Türk Kimliği konulu iki ciltlik “Nominalist Aydınların Soykütüğü” isimli kitabımız okuyucularla buluştu. Bu eserimiz büyük ölçüde liberal ve  İslamcı aydın merkezli bir eleştiri. Tarafıma ait olan “Nominalist aydın” kavramlaştırması, Türkiye’deki aydınların eylem ve düşünce-söylemleri arasındaki uçurumu vurgulayan bir içeriklendirmeye sahiptir. Kavramın olumlu değil negatif bir çağrışımı vardır. Bu eserimizde de vurguladığımız gibi söz konusu sorun genel anlamda bir “liberal”, “sosyalist”, “İslamcı” eleştirisi değil daha özel olarak bu ideolojilerin Türkiye’deki “mensupları” ile sınırlıdır.

Nominalist aydınlarda içkin olan bir başka olgu da “ahlaki” duruş ve “sorumluluk” boyutudur. Bu aydınlar Türk toplumunun tarihsel, kültürel ve toplumsal birikimi ve konumuna karşı evrensel nitelikli bir asgari sorumluluk sahibi dahi olamamaktadırlar. Sorumsuzluğun vermiş olduğu serbestlikten kaynaklanan ve her ağzına geleni söyleyen bir “özgürlük” kavrayışları vardır. Yani, başka bir ifade ile, “inşa”, “yapma”, “kurma”, “birleştirme” gibi nosyonlara ilgisizlik, karşı koyma gibi bir rol oynarlar ve bu yapıcı işlevleri yerine getirme konusunda sorumluluk sahibi değillerdir. “Bölme”, “ayırma”, “farklılaştırma” “yıkma” bu aydınlar için daha kolay ve makbuldür. Post-modern bir emir olarak kendilerine vazife çıkarırlar.

Mesela Türkiye’nin eğitim alanında kalıcı, yapısal, temel sorunları olduğu üzerinde kafa yormazlar. Bu konudaki icraatların uzun yıllar sonraki neticeleri planlanarak bir proje, düşünce, fikir ortaya koymazlar. Bunun yerine, andımızın, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesinin İstiklal Marşının kaldırılması ve tarih kitaplarından Türk kimliğinin izlerinin çıkarılmasıyla eğitimde büyük reformların gerçekleşmiş olacağına ve çağın doğru okunacağına olan “inancı” tamdır. Bütün bunların büyük reformlar olarak sunulması dikkat çekicidir. Bu düşünceleri ciddi ciddi “demokratikleşme”nin ön şartı olarak anlatırlarken pratikte ne gibi bir getirisi olacağı üzerinde düşünmezler. İdeolojisiz bir eğitimi savunurlarken dünyada ideolojisiz bir eğitimin mevcut olup olmadığı üzerinde kafa yormazlar ve araştırmazlar. Sadece farklı olmak, mevcudu yıkmak, kendilerinin ne kadar “özgürlükçü” olduğunu göstermek, otoriterle karşı koyduğunu ispatlamak gayreti içindedirler.

Nominalist Aydınların Konjonktürselliği

Yıllardır hükümetin her icraatının savunucusu olan bu aydınların niye hükümeti her koşulda desteledikleri üzerinde pek çok söz sarf edildi. Bazen ciddi ciddi tartışıldı. Ama bu tartışmayı yürütenler kendileri dışındaki gruplardı.

Bu aydınlar AKP’yi sanıldığı gibi hükümetin demokratikleşme, askeri vesayeti yıkma, küreselleşmenin ve değişimin dinamiklerini doğru okumakla, AB gibi konulardaki üstün başarısı yüzünden desteklenmedi. Bir tek sebep sosyalist kökenli liberal aydınların AKP hükümetini desteklemek için meşru bir zemin oluşturmuştur. O da Kürt sorunuydu. Kürt sorunu bu aydınların “Marksistlik” ve “liberallik” dönemlerinde her zaman birinci derece öncelik taşıyan sorun alanları olmuştur. Kimi zaman silahlı mücadeleye dahi girmişlerdir. Son kertede savundukları “Türk ve Kürt milletleri” temelinde Türkiye’nin yeniden dizaynı ve sonuçta bağımsız bir Kürdistan. İşte AKP’nin veya diğer hükümetlerin desteklenmesi bu koşula bağlıdır. Demokrasi, insan hakları gibi ilkeler hiçbir zaman bu aydınlar için merkezi bir önemde olmadı. Daha doğrusu içselleştirilemedi. Bu Kürt sorunu savunusunun kökenleri de belirttiğimiz gibi konjonktür gereği Marksist oldukları dönemden gelen bir “büyük dava”ydı. Aslında bu aydınlar hiçbir zaman değişmemişti. Aynı “düşünce kalıpları” sadece kavramsal bir değişime uğramıştır. Yani, önceden Marksist olan jargon liberal jargonla yer değiştirmişti. Yani dün solcu bugün liberal oldukları falan yoktu. Aslolan konjonktürün aydını olmaktı. Amaçlarını gerçekleştirmek için gelen her iktidarla içli dışlı oldular. Kimi zaman Özalcı, kimi zaman Çillerci, kimi zaman Erbakancı ve şimdi de Tayyipçi. Ama sanılmasındaki demokrasi, eşitlik, özgürlük gibi ulvi gayeler sebebiyle gelen iktidarları desteklediler. Hayır. Marksistken nasıl “halklara özgürlük”,  “Bağımsız Kürdistan”ı savundularsa aynı şekilde şimdi de bu amaç için farklı strateji ve taktiklerle yılmadan ilerlemektedirler.

Temel Çıkmazları Türk Kimliği Karşıtlığı

“Dünya vatandaşı” aydınların mütebariz vasıflarının başında Türklük, Türk kimliği, Türk milleti gibi kavramlara duydukları “nefret” gelmektedir. Siyasi, sosyal, akademik ve kültürel çevrede Türk kimliğinin varoluşundan ciddi ölçüde rahatsızdırlar. Buna mukabil “Kürt, Ermeni, Rum gibi kimliklere” taraf olmak, savunmak, olumlamak bilişsel dünyalarının temel karakteristiği olmuştur. Bunun için de ulus-devletlerin sonu, küreselleşme, demokratikleşme, insan hakları gibi nosyonlar üzerinden farklı boyutlarda kendilerine çok geniş bir sahada mücadele alanı açan retorik inşa etmişlerdir. Bu retoriğin kullanıldığı metinlerdeki dil ve üslup içsel olarak “ötekileştirme”, “dışlama”, “değersizleştirme” gibi gizli ithamları ve çağrışımları sunar.

Geçmiş Yazılar

Comments are closed.