Cini Deseni

1 Tem 2013

Bir Kahraman Bir Kitap ve Madalya

Yazan: OZAN BODUR

Türkyorum - Meclisin Unuttuğu Kahraman KitabıGazi Meclis, İnönü Zaferi dolayısıyla yurdun her yerinden tebrik telgrafları aldığı bir dönemde, 30 Ocak 1921 Pazar günü 140. oturumunu yapmak için, öğleden sonra saat 13.20’de İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Bey başkanlığında toplanmıştı. İcra Vekilleri Muamelatı’ndan sonra Azayı Kiram Muamelatı ve çeşitli Layihalar okunarak sıra, Teklifler ve Takrirler kısmına gelmişti…

92 YIL ÖNCE İLK MECLİS’TEN BİR SAHNE

Diyarbakır Mebusu Kadri Ahmet Bey’le Konya Mebusu Ömer Vehbi Efendi’nin teklifleri okunduktan sonra, sıra ile Bolu Mebusu Hilmi Bey, Kütahya Mebusu Cemil Bey ve Erzurum Mebusu Asım Bey’in takrirleri ifade edilmişti. Son takriri okumak için kürsüye gelen Divan-ı Riyaset Kâtibi Feyyaz Ali Bey, tok sesi ile Bursa Mebusu Operatör Emin Bey’in teklifini okumaya başladı;

“… Türkiye Büyük Millet Meclisi Riyaset-i Celilesine; Muhtelif harp cephelerinde bilhassa son Gediz ve İnönü Meydan Muharebelerinde bilfiil müsademâta iştirak ve her an efrat ve hatta zabitânı teşci eden 70. Alay Kumandanı Hafız Halit Bey’in kerimesi 12 yaşlarında Nezahet Hanım’a ilk İstiklal Ma- dalyası’nın îtasını teklif ve teklif-i vakıın Heyet-i Umumiye’nin tasdikine arz edilmesini rica ederim.”

30 Kânunusani 1337, Pazar

Bursa Mebusu Operatör Emin

Savaşın tam ortasında gelen ilginç teklif, oturumu takip eden vekiller arasında şaşkınlık ve hayret ifadeleri ile karşılanmıştı.Bursa Mebusu Operatör Emin Bey, 29 Kasım 1920’de kararı alınıp Kurtuluş Savaşı’nda kahramanlık gösterenlere İstiklal Madalyası verilmesi konulu 66. sayılı kanuna dayandırdığı takririnde, ilk istiklal madalyasının Gediz ve İnönü Savaşlarında asker ve subayları cesaretlendirmekle kalmayıp bizzat savaşlara da katılan minik kahraman Nezahet’e verilmesini teklif ediyordu.

Vekillerin şaşkınlık ifadeleri ile birbirlerine baktıkları anda; kendine güvenen tarzı ile dikkat çeken, burma bıyıklı, kelebek gözlüklü, saçlarının önü ve üstü dökülmüş, siyah takım elbiseli bir vekil net ve kalın sesiyle, izahat verilmesini istemişti.Bu mebus, meclis başkan yardımcılarından Erzurum temsilcisi Celalettin Arif Bey’di.Bu açıklama teklifi üzerine, Bursa’nın işgalinden sonra teessür ve üzüntü ifadesi olarak üstüne siyah bir bez örtülmüş olan konuşma kürsüsüne gelen Emin Bey, nazik belagat üslubu ile serî şekilde anlatmaya başladı:

“… Efendim, bu Nezahet Hanım denilen mini mini hanım, sekiz yaşında öksüz kalmıştır. Dünya Savaşı’nda muhtelif cephelerde, savaş içinde büyümüştür. Babası Hafız Halit Bey de çok kahraman bir kumandanımızdır. Nezahet de babasına layık bir çocuktur. İşte bu çocuk, sadece kendisi, yüzü aşkın düşman askerini öldürmüştür. Ne zaman bir neferin veya bir subayın sarsıldığını görse, yanına gider ve ‘Haydi beraber çarpışalım.’ der. Onunla birlikte çarpışır. Babasında bile ufak bir tereddüt görse, yanına koşar ve ‘Sakın üzülme babam, annem ölmüştür ama seni de vururlarsa ben yetim kalmam, anamız da babamız da millettir, bize bakar. Haydi, babacığım!’ diyerek teşvik eder ve kim sendelerse bu hanım kızımız oradadır. Efendiler! Bu kahraman çocuk mutlaka ödüllendirilmelidir. Eğer ilk İstiklal Madalyası’nı bu çocuğa verirsek büyük bir kadirşinaslık göstermiş oluruz. Ha, şunu da unutmadan söylemeliyim ki asker arasında bu kızımıza Türk Jean d’Arc’ı denmektedir.”

Başındaki bordo renkli fes ve aşağıya doğru yatık kaşları ile yüzünde her dem bir mazlum ifadesi bulunan İzmit Mebusu Hamdi Namık Bey, çenesine doğru sivrilen yüz hatlarını biraz gererek tam burada itiraz eder.

Nezahet Baysel'in en küçük hali 1918 yılı

Nezahet Baysel – 1918 ( 10 Yaşında Edirne’deki Evlerinin Önünde)

Yavaş ve anlaşılır tarzı ile tane tane anlatmaya başlar:

 ‘’Efendim, Emin Bey kardeşimizin bahsettikleri Halit Bey ile kızını ben de tanırım. Hakikaten durum Emin Bey’in anlattığı gibidir. Bu kız, Türklerin bir Jean d’Arc’ı olarak addolunabilir. Yalnız bendeniz diyorum ki; pek kıymetli addettiğimiz İstiklal Madalyalarını Yunan Madalyalarına benzetmemek için açıkçası, 12 yaşında bir çocuğa verilmesini caiz görmüyorum. Eğer uygunsa Büyük Millet Meclisi adına, bu kıza büyüdüğü zaman çeyizini temin ederek bu şekilde bir hediye verelim…’’

Bu teklif; esmer yüzü, pos bıyıkları, şakaklarına doğru ağarmış saçları, kaim ve gür sesi, bir de kadın hakları savunuculuğu ile Meclis’in en renkli vekillerinden biri olan Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’in hiç hoşuna gitmez. Kürsüye her çıkışında ilginç ifade ve teklifleri ile salonu birbirine katan Hilmi Bey, bu kahraman kızın yapmış olduğu hizmetlere karşılık Hamdi Bey’in çeyiz teklifini sığ bulmuş olmalı ki gür sesiyle şöyle der:

‘’Efendim! Her şey bir yana, bendeniz ilk defa olmak üzere, Osmanlı tarihinde bir paşa hanım görmek istiyorum. Bence bu kıza madalya bile yetmez, ben bu kızımızın şahsına mir-i miran (tuğgeneral) rütbesinin verilmesini teklif ediyorum. Dikkat edin, sadece nişan değil bir de rütbe verilmeli.’’

Bu aykırı teklif bir anlık gülüşmelere neden olsa da oturumu Reis unvanıyla yöneten Hasan Fehmi Bey, Operatör Emin Bey’in teklifini yerinde bularak hemen sonuçlandırmak ister; “Operatör Emin Bey’in teklifi nedeniyle Nezahet Hanım’a ilk İstiklal Madalyası’nın şimdiden tevcihi…” dediği anda, İzmit Mebusu Namık Bey tekrar araya girer:

‘’Efendim, izahat vereceğim. Malum-u âliniz, İstiklal Madalyası tevdiinde Divan-ı Riyaset’in tetkikat icrası kanun iktizasındandır. Hem bir defa ordu kumandanlığına sorulsun. Tetkik edilsin, doğrudan doğruya bu madalyayı Meclis veremez!’’

Bu izahat üzerine meseleyi tekrar tetkik eden Hasan Fehmi Bey, kaldırılan elleri sayarak, dosyanın işleme koymak için şimdiki adıyla Başkanlık Divanı’na gönderilmesine karar verir. Kastamonu Mebusu Dr. Suat Bey, Bolu Mebusu Hilmi Bey, Amasya Mebusu Mehmet Ragıp Bey ve Kırşehir Mebusu Yahya Galip Bey bir süre konu hakkında söz söylemeye çalışsa da oturumu yöneten Hasan Fehmi Bey, ilgili dosyayı Başkanlık Divanı’na havale ederek artık son sözü söylemişti.

Ancak Meclis’teki bu tartışmalar aslında küçük Nezahet’in ömrü boyunca peşini bırakmayacak trajik bir hikâyenin temelini oluşturmuştu. Çünkü ne o madalya ne de evlenince Nezahet’e verilmesi tartışılan çeyiz, kahramanımıza 92 yıl boyunca verilmeyecektir! Taki Mart 2013’te Meclis’in Unuttuğu Kahraman1 adlı mütevazı çalışmamız Sarkaç Yayınları tarafından yayınlanana kadar…

 

BASINIMIZIN BÜYÜK PAYI

Nezahet Baysel 29.11.1928

Nezahet Baysel (20 Yaşında Babası Hafız Halit Paşa’ya gönderdiği Yeni Yılı Tebrik Kartındaki Resmi) – 1928

Aslında başka bir ülkenin kahramanı olsa, adı okullara ve sokaklara verilecek, hayatı eğitim müfredatının içine alınacak bir kahramana karşı gazetecisinden siyasetçisine kadar toplum olarak sergilediğimiz vefasızlığın kitabı olan çalışmamız, kaderin hoş bir cilvesi olarak ilk olumlu tepkileri yine gazetecilerden, siyasilerden ve bürokratlardan aldı…

Hem tanışmak hem de kitap hakkında konuşmak adına ilk arayan gazeteci Cumhuriyet Gazetesinden Miyase İlknur oldu. Daha sonra Hürriyet Gazetesinden Nuray Babacan ve Yeniçağ Gazetesinden Ahmet Yabuloğlu ile kitap hakkında görüşmelerimiz oldu. Zaten bu görüşmeler daha sonra bu gazetelerde haber ve röportaj şeklinde yayınlandı.

Meclis’in Unuttuğu Kahraman; Nezahet adlı kitabımızın kitapevi raflarında ki yerini almasından kısa bir süre sonra Nezahet Baysel’i Hürriyet’in sayfalarına taşıyan Nuray Babacan, kitabımızı kaynak olarak gösterdiği 31 Mart 2013 tarihli yazısında kahramanımızı;’’Herkes O’nu ‘’Onbaşı Nezahet’’olarak tanıdı. Türk askeri tarihinde 12 yaşında onbaşı rütbesi alan tek kız çocuğu oldu. Meclis tutanaklarında ismi ‘’Türk Jan Dark’ı’’ diye geçti. Hak ettiği ama alamadığı madalyayı sayıklayarak öldü.’’diyerek tanıtıyordu…

‘’Türk Jan Dark’ı Onbaşı Nezahet; İstiklal Madalyasını bana çok gördüler’’başlığı ile okuyuculara duyurulan yazı sonrasında bizimle irtibata geçen TBMM Genel Sekreteri Dr. İrfan Neziroğlu, madalyanın verilmesi için gerekli çalışmayı yapacağını söylemişti. Daha sonra konu hakkında Hürriyet Gazetesinin Meclis bürosuna açıklamalarda bulunan Neziroğlu Meclis’in Arşiv bölümünün harekete geçtiğini ve yetkili arkadaşların gerekli çalışmayı yaptıktan sonra sonucu kamuoyu ile paylaşacaklarını belirtmişti.

Aynen Sayın Neziroğlu’nun dediği gibi de oldu…

İlerleyen günlerde TBMM Hukuk Müşavirlerinden Taha Ünal Beyefendi tarafından arandım. Madalyanın nasıl verilebileceği hususunda görüşmelerime başvuran Ünal, madalyanın verilmesi için talimat aldıklarını ve bir komisyon kurarak özel bir rapor hazırladıklarını söyledi.

1961 yılından sonra İstiklal Madalyalarının Savunma Bakanlığı tarafından verildiğini hatırlattığım Ünal’a, görevin Savunma Bakanlığına devredilse bile sözü veren ve aynı zamanda karar mercii, Meclis olduğu için ilgili dosya da takibinin de Meclis tarafından yapılması gerektiğini izah ettim.

Doğrusunu söylemek gerekirse bu mühim gelişmelerden sonra madalya için ciddi manada umutlanmaya başlamıştım…

 

İKTİDAR VE MUHALEFET VEKİLLERİ ORTAK PAYDADA

Nezahet Baysel Nüfus Cüzdanı

Nezahet Baysel Nüfus Cüzdanı

Hele Ak Parti Erzurum Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık, Ak Parti Genel Başkan Danışmanı Emine Çift ve CHP İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiraz hanımefendilerin konuya yakın alaka göstererek sergiledikleri performansı görünce umudum daha da çoğaldı.

Konu ile özel ilgilenen ve madalyanın verilmesi hususunu özenle takip edeceğini söyleyen CHP İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiraz, TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek’e konu ile alakalı birde mektup yazmıştı. İlgili Mektupta Akkiraz şöyle diyordu;

 Sayın Cemil Çiçek;

 Cumhuriyetimizin kurulması ve yaşaması için kadınlarımızın yaptığı fedakârlık ve kahramanlıklar toplumsal zihnimizde taptazedir. Nene Hatun’dan Kara Fatma’ya Gördesli Makbule’den Onbaşı Nezahet’e kadınlarımız en az erkekler kadar mücadele etmiş ve tarihimize adlarını yazmışlardır. Bunların içinde kuşkusuz 30 Ocak 1921 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk istiklal madalyası ile ödüllendirilmesi önerilen Nezahet Baysel’in hikâyesi en buruk olanıdır. Babası Albay Hafız Halit ile birlikte çocuk yaşından itibaren çeşitli cephelerde görev alan Gediz Muharebesinde2 gösterdiği kahramanlıklar sonucu 12 yaşında onbaşılık rütbesi alan Nezahet Baysel istiklal madalyasına hiç kavuşamadı.30 Ocak 1921 günü İstiklal Madalyası verilmesi kararlaştırılan Nezahet Hanım istiklal madalyasını hiç alamadı.1986 yılında dönemin TBMM Başkanı Necmettin Karaduman tarafından Nezahet Hanım’a ‘’şükran belgesi’’verildi.1993 yılında vefat eden bu kahraman kadının ölümü haber bile olmadı. Oysa o çocuk yaşında özgürlük ve halkı için cephelerdeydi…30 Ocak 1921 günü Meclis bir söz verdi…Hararetle bu kahraman kız çocuğuna istiklal madalyası verilmesini kararlaştırdı. Ama bu sözü hiç tutamadı. Şimdi bu görev bizlere düşüyor…TBMM Üyesi olarak ve bu ülkede kadınların haklarını alması konusunda ısrarcı olan bir vekil olarak söylemek isterim ki; Nezahet Baysel’in istiklal madalyasını alması için desteğiniz çok önemlidir. TBMM Başkanları geçici olsa da TBMM baki bir kurum ve devamlılık asıldır…1921 yılında dahi verilmiş olsa da TBMM verdiği sözü tutmalıdır…Söz bizim namusumuzdur…Ülkemizin kurulmasına ve yükselmesine katkıda bulunan herkes gibi Nezahet Baysel için de verdiğimiz sözü tutmalı ve yerine getirmeliyiz. Bu sözün yerine getirileceğine dair inancım tamdır…

Saygılarımla…

İlerleyen günlerde Ak Parti Genel Merkezinde görevli Genel Başkan Danışmanı Emine Çift Hanım’ın konuyu sonuçlandırmak adına meseleyi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a aktarması ile madalya meselesi bambaşka bir boyut kazanmıştı…

Madalyanın verilmesi hususunda yetkili isimlere ‘’ne gerekiyorsa yapınız, gerekirse bakanlar kurulu kararı bile çıkar ve o madalya verilir’’diyen Başbakan’ın görevlendirdiği isimlerin madalya sorununu Meclis’e sordurması sayesinde konu ivedi şekilde Meclis’ten Savunma Bakanlığına devrolundu. Nezahet Baysel’e madalyasının verilmesi hususunda yetki ve görevin Savunma Bakanlığında olduğu kanaatine varan Meclis Başkanı Cemil Çiçek, Nezahet Baysel dosyasını Savunma Bakanlığına göndermişti…

Dosya şimdi Meclis garantörlüğünde kanunlar çerçevesinde olması gereken yere Savunma Bakanlığına gelmişti. Burada yapılması gereken şey Nezahet Baysel’in İstiklal Madalyası almaya hak kazandığını ispat eden arşiv belgeleri ve Nezahet Baysel’in nüfus bilgilerini içeren bir dosya hazırlamaktı…

Ak Parti Erzurum Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık ve Emine Çift Hanım’ın ısrarlı takipleri neticesinde birkaç hafta içinde bu dosyada bitirilerek Başbakanlığa havalesi gerçekleşmişti…

Ne kadar manidardır ki bir kadın İstiklal savaşçısının madalya mücadelesi en çokta siyaset ve basın dünyasında boy gösteren kadınlar tarafından destekleniyordu…

Tam bu tarihlerde Hürriyet’ten Nuray Babacan’ın 20 Nisan 2013’te ki haberi dikkat çekiciydi;

 ‘’…12’lik Kahramana İstiklal Madalyası! Babacan haberin ayrıntılarında şöyle diyordu; Hürriyet’in Ozan Bodur’un “Meclis’in Unuttuğu Kahraman Nezahet” kitabını haberleştirmesinden sonra TBMM yönetimi harekete geçti. TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Nezahet Baysel’e İstiklal Madalyası verilmesine ilişkin Genel Sekreter İrfan Neziroğlu’ndan çalışma yapmasını istedi. Yapılan çalışmayla Meclis, 92 yıl önce aldığı kararın gereğini yerine getirecek. 23 Nisan törenlerinde Onbaşı Nezahet’in yakınlarına İstiklal Madalyası verilecek. Yapılan inceleme sonucunda İstiklal Madalyası verilmesine ilişkin kanunda yapılan değişiklikle, yetkinin Milli Savunma Bakanlığı’na verilmesi nedeniyle Çiçek, Milli Savunma Bakanlığı’na bir yazı gönderdi. Bakanlıktan gelecek yazı uyarınca artık hayatta olmayan Baysel’in İstiklal Madalyası, ailesine verilecek. Çiçek’in girişimleriyle, Meclis 92 yıl önce aldığı kararı geç de olsa yerine getirmiş olacak.’’

Söylenilen tarihe tam 3 gün vardı, acaba madalya bu defa verilecek miydi?

23 Nisan gününe kadar madalyanın verileceği hususunda hiçbir haber gelmemişti…

Basın dünyasının merak ettiği de buydu. Nitekim 23 Nisan günü haber bültenine canlı yayın konuğu olarak katıldığım CNN Türk’te de aynı soru soruldu. Haber bültenini sunan Nevşin Mengü,’’ne diyorsunuz Ozan Bey o madalya ailenin eline ulaşacak mı diyordu…

Nezahet Hanım ve Torun Şebnem

Nezahet Hanım ve Torununun Kızı Didem -1991

Nezahet Baysel’e verilmesi gereken istiklal madalyası meselesi ilk kez bu noktaya kadar gelmişti. Meclis Başkanından, Başbakan’a kadar herkes gerekli işlemlerin yapılarak o madalyanın bir an önce aileye verilmesini istiyordu ama şüphesiz ki ortada işlemesi gereken bir bürokratik çark vardı, bende Nevşin Mengü’ye 23 Nisan tarihinde yetişmese bile o madalyanın verileceğini ve beklemede olduğumuz kaydettim…

Evet, o madalya verilecekti ama ne zaman?

En önemli işlemler bitirilmiş, dosyalar oluşturulmuştu ama kamuoyuna söylenen bir tarih yoktu…

Dosya Savunma Bakanlığından, Başbakanlığa intikal etmişti, peki bundan sonra ne olacaktı? Yapılması gereken şey sadece beklemek miydi? İçimi kemiren ya burada da bir unutkanlık peyda olursa o zaman ne yaparız sorusu, bir şeyler yapmam için sürekli beni tetikliyordu ki yine Fazilet Dağcı Çığlık Hanımefendinin yardımlarına başvurdum. ‘’Madalya verilecek sözünün üzerinden yaklaşık 2 ay geçti ama hiç kimseden bir ses çıkmıyor Fazilet Hanım ‘’diyerek içimi kemiren sıkıntımdan söz ettiğim ve konu hakkında Başbakan tarafından özellikle görevlendirildiğini bildiğim sayın vekil, dosyanın imzalandığını, gerekli işlemlerin hepsinin bitirildiğini, en yakın ve en uygun bir tarihte merhum Nezahet Baysel’in unutulan madalyasının Başbakan ve Savunma Bakanının katılacağı bir törenle ailesine takdim edilmesinin düşünüldüğünü söyledi…

Bir kahraman bir kitap ve madalya…

İlk baskısı kısa sürede tükenen mütevazı çalışmamı bitirirken madalyasının kendisi hayatta olmasa bile tarih bilincimiz açısından mutlaka verilmesi gerektiğini söylediğim kahramanımız için ‘’acaba biz tarihçiler Nezahet Baysel’i gelecek kuşaklara Meclis’in Unutmadığı Kahraman olarak anlatabilecek miyiz diye sormuştum, bu bağlamda basın mensuplarından, bürokratlara ve siyasetçilere kadar emeği geçen herkese çok teşekkür ederim…

Çünkü artık Nezahet Baysel,Meclis’in Unutmadığı Kahraman olarak tarihe geçmek üzere…

Geçmiş Yazılar

Comments are closed.