Ayasofya

17 Haz 2016

Başımız olsa ne olur apandistimiz olsa ne olur?

Yazan: DERVİŞ KABAK

turkyorum-apandist basMahallemiz endişeli, hüzünlü, umutlu, heyecanlı… Son 20 senede hiç olmadığı kadar ismiyle müsemma. Mahalle dediysek mahalle var mahalle var. Bizim mahallenin adı mahalle ama aslı mahalleyi aşkın. Dersaadet’inSuriçi yahut Halep’imizin Bostanpaşa’sı gibi. Şehrin kalbi, ruhu. Onsuz şehre şehir demek mümkün değil. Dense bile o şehir pek çok bakımdan bizim değil. İşte bu ruhumuzda, kalbimizde büyük bir hareketlenme var şimdilerde. Ayağa kalkanların çokluğu oturanların başındakileri pek tedirgin etmiş durumda. Ayağa kalkanlar için bonkörce savrulan ithamların bini bir para. Halbuki ayağa kalkabilmek başlı başına bir sıhhat emaresi. Ayağa kalkanların talepleri açık: mahallemizde bir seçim olsun, seçimde seçilen başımız olsun. Mevcut başımız ise pek kızgın kendisini kısa bir süre önce seçenlere. “Siz istediğiniz zaman değil ben istediğim zaman beni seçebilirsiniz” diyor kısaca. Kendisini seçenleri kendisinin seçmesi endişesini gidermemiş olacak ki; karşısına çıkacak adayları da kendisi seçme arzusunda. Tuhaf doğrusu. Ondan önceki başımız; rahmetli büyüğümüz evliliğini bile istişare sonucu kararlaştırmış, Milliyetçi Cephe hükümetindeki partili bakanların kararlaştırılmasını bile yetkili kurula bırakmıştı. Hak ettiği bir namı, ödediği ağır bedelleri, uğruna gözünü kırpmadan Hakk’a yürüyecek sevenleri vardı. Emri hak vaki oldu, bir yanımızı da alıp ebedi yurduna gidiverdi. Ömrüne yakışan bir şekilde uğurlandı. Öyle değil midir zaten hep?  Nasıl yaşarsan öyle anılırsın. “Gök kubbede hoş bir sada” bırakırsan ne ala. Allah diğerinden muhafaza buyursun. Musallada “Nasıl bilirdiniz?” sorusuna göz yaşları içerisinde yüz binlerin “iyi bilirdik!” diye haykırdığı insanlardan olmak ne muazzam bahtiyarlık!

Giden güzel adamlardan bahis bir cennet sofrası cazibesiyle beni hep kendine çeker. Yine öyle olacaktı ki aklıma mahallemiz geliverdi, mevzuya döndüm. Ayağa kalkanlar başımıza dediler ki; “Beyim bizi siz seçtiniz, sizi de biz seçtik. Şimdiye kadar aday olacakları da siz seçtiniz. Ama şimdi mevzu başka. Memleket gidiyor bir uçuruma. E bu millet ne yaptıysak ne ettiysek sevemedi sizi bir lahza. Artık yeter istirahat etseniz de artık biz koşsak millet davasında” Hay demez olalardı, koptu bir fırtına hem de ne fırtına. CIA’sı, Mossad’ı, Paralel’i, yamuğu meğer ne kadar zenginmiş bizim vitrin. Başımız meğer bütün yabancı kurumlara birer temsilciyle temsil hakkı vermiş mahalle yönetiminde. Ahh şu ayağa kalkanlar bir de “demokrat değil” demeye cüret ediyorlar haşa huzurdan başımız için. Velhasıl muhteremler imza ise kat be kat fazlası toplandı, mahkemeyse sulhu Yargıtay’ı karar verdi. Hatta Gemerek’i Tosya’sı şöyle bir memleket turu yapıldı. Sonunda yapalım dediler. Dediler ama şu zaman olacak dediler. Yahu kanun, hukuk demeye kalktı ayağa kalkanlar ama ne çare. Sonunda ne mi olacak? Allah’ın dediği olacak. Allah yirmi sene bu başın ardından gidenlerin yirmi sene sonra topluca ayağa kalkmasını kafi görmezse değişim için kalkanlara “oturun oturduğunuz yerde” der. Ama yirmi sene sonra da olsa ayağa kalkmakta bir şeydir derse, eh o zaman başımıza geçmiş olsun. Yeni başımıza kutlu olsun.

Mesele nedir biliyor musunuz dostlar? Mesele Adana’da küçük çocuklarını ısıtacak imkan bulamadığı için saç kurutma makinasını açıp çocuklarının eline tutuşturan, gidip diğer odada kahrından kendini asan annenin meselesidir. Mesele Halep’te enkaz altından yavrularının parçalarını toplayan babanın meselesidir. Mesele Ankara’da Türk devletinin karşılamadığı ilacı alamadığı için evladının feryatlarını dindiremeyen Telaferli ailelerin meselesidir. Meselesi bu olmayanlar kalsa ne olur gelse ne olur ?Mazlumun burnu kanadığında elinden tutmayan, zalimin ağzının üstüne bir sille aşketmeyen başımız olsa ne olur apandistimiz olsa ne olur? Şu mübarek günlerde Allah’tan Kabak Derviş’in dileği yüz sene önce Gökalp’in dileğiyle aynıdır: “yurdum mesut olsun, yuvam bahtiyar”

Paylaş:

    Comments are closed.

    • İZ BIRAKANLAR

      "Bana öyle geliyor ki, biz insan için, ülkemiz için istediğimiz ve savunduğumuz fikirlerden ötürü değil, bu düşüncelere layık kimseler olamadığımız için yargılanabilirdik. Zahiri sebepler neler olursa olsun, belki de yargılanmamızın gerçek sebebi budur. Ve belki bizi yargılayan güç de bunun sıradan bir vesilesidir. Gerçeği Allah bilir."

      Nevzat Kösoğlu (Askeri Mahkemedeki savunmasından)

    • Sosyal Ağ

    • Sosyal Medya

    • ETİKETLER