Topkapi Sarayi

19 Eyl 2011

Ah Ayrılık Yaman Ayrılık(Referandum )

Yazan: HÜSEYİN RAŞİT YILMAZ

Malûm referandum arifesinde hareketli mi hareketli günler yaşıyoruz. Memleketimizin insanları neredeyse tam olarak ortadan ikiye, fikri olarak, bölünmüş vaziyette.

Bizde ifrat ta, tefrit te pek bir meşhur olduğundan olsa gerek iki tarafta birbirine kırk yıllık düşman nazarıyla bakmaya oldukça meyilli. Sadece bu durumla ilgili bile uzun bir yazı yazılabilirdi elbette ama bu yazının konusu biraz farklı.

Öyle görünüyor ki referandumun kaderini ülkücü oylar belirleyecek. Hal böyle olunca da yaygın basında hiç olmadığı kadar bizim camiaya rağbet var. Evet diyenler bizim camianın yiğitliğini, mukaddesatçılığını anlata anlata bitiremiyorlar. Hayırcılar da onlardan geri kalmıyor şüphesiz. Onlarda ülkücülerin milli duruşunu, üniter devlete bağlılığını ballandıra ballandıra anlatmakta. Doğrusunu söylemek gerekirse iki grupta ülkücülerle ilgili bu yorumlarında hilafsız hakikati söylüyorlar. Söylüyorlar söylemesine de bizim yiğitliğimizi, şehitlerimizin fedakârlıklarını anlatan kimi evetçilerin geçmişte ülkücülere bıyık altından güldüklerini, bin bir iftirayı layık gördüklerini bilmem hatırlatmaya gerek var mı? Kimi hayırcılarında şimdi övdükleri Türk milliyetçilerine daha dün hangi açıdan baktıklarını bilmeyen yoktur. Dolayısıyla rüzgâra göre yönünü değiştirme potansiyeli yüksek grupların söylemlerine gereğinden fazla itibar etmek manasızdır.

Bu süreçte eğer ülkücülüğüne vicdan sahibi herkesin kefil olabileceği iki Türk milliyetçisi ayrı taraflara savrulmuşlarsa önemli bir sorunumuz var demektir. Bizce sorunun en önemli nedenlerinden biri; Türk milliyetçiliğini besleyen fikir pınarlarının kiminin üzerine “Dikkat, zehirlidir’’ levhaları asılması, bazılarının oluklarının kırılması, bir kısmının ise kaynağına necaset karışmasıdır. Herkesin herkesi her şeyle suçlayabilir hale geldiği Türkiye’de milletin özünden neşet eden ülkücülerin bu nahoş vaziyetten soyutlanması akıl karı değildir esasında. Bu açıdan milli dejenerasyonun sosyal bir grup üzerindeki tezahürü bile denilebilir.

Herkesin ülkücülere ihtiyacı olduğu bu süreç bittiğinde bugün bize methiyeler sıralama yarışında olan taraflar eski düşüncelerine yaklaşıp bizden uzaklaşacaklar. Her devrin çile sahibi olan ülkücüler yine öz kardeşleriyle baş başa kalacaklar. Bunu hatırdan çıkarmamakta fayda var.

Türk milliyetçilerinin tefrika girdabına düşmemesi için yeni Arvasi Hocalara, Erol Güngörlere, Necip Fazıllara ihtiyaç vardır. Umulur ki; onlar yetişene kadar önceki meşalelerimizin aydınlığı bize kafi gelir. Şüphesiz bunun için “okuyan” ve “düşünen” Türk milliyetçilerinin sayısının artması elzemdir. İnşallah artacaktır da.

Allah bu milleti idealist ve fedakâr evlatlarından yoksun bırakmasın…

Hüseyin Raşit YILMAZ

Geçmiş Yazılar

Comments are closed.